DOLAR 7,6949
EURO 9,1342
ALTIN 419,06
BIST 1.530
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 12°C
Az Bulutlu
Ankara
12°C
Az Bulutlu
Çar 15°C
Per 10°C
Cum 7°C
Cts 14°C

AYHAN BİLGEN CEZAEVİNDEN PAYLAŞTIĞI METİNLE HDP YÖNETİMİNİ ELEŞTİRDİ

Tutuklanmasının ardından yerine kayyum atanan HDP’li Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen, tutuklu bulunduğu Sincan F tipi Cezaevinden paylaştığı mesajla partisine yönelik eleştirilerde bulundu. Partinin kongre ve aday belirleme süreçlerinde ahbap-çavuş ilişkilerinin HDP’yi çürütebileceğine işaret eden Bilgen, bunu “tersine Türkiyelileşme” olarak niteledi.

AYHAN BİLGEN CEZAEVİNDEN PAYLAŞTIĞI METİNLE HDP YÖNETİMİNİ ELEŞTİRDİ
13.10.2020
19
A+
A-

Tutuklanmasının ardından yerine kayyum atanan HDP’li Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen, tutuklu bulunduğu Sincan F tipi Cezaevinden paylaştığı mesajla partisine yönelik eleştirilerde bulundu. Partinin kongre ve aday belirleme süreçlerinde ahbap-çavuş ilişkilerinin HDP’yi çürütebileceğine işaret eden Bilgen, bunu “tersine Türkiyelileşme” olarak niteledi. Bilgen’in mesajı kişisel twitter hesabından da paylaşıldı.

HDP’nin kuruluşunda dile getirilen ‘Türkiyelileşme’ kavramını hatırlatan Bilgen, bu konuda istenen düzeyde mesafe alınmadığını, bunun yeniden masaya yatırılması gerektiğini söyledi. Partisinin ‘tersine Türkiyelileşme’ yaşadığını söyleyen Bilgen, kongre ve aday belirleme süreçlerinde yaşanan müdahaleleri işaret ederek, “kişisel hesaplarla bir siyasi mücadeleyi kontrol altında tutma eğilimi” eleştirisi yaptı.

Bilgen, avukatları aracılığıyla paylaştığı metinde şu mesajları verdi:

‘TÜRKİYELİLEŞME’ MASAYA YATIRILMALI: HDP kurulurken planlanan Türkiyelileşme ile Türkiye toplumunun Kürtler dışındaki farklı mağduriyet sahibi kesimleriyle empati yapılması ve ortak mücadele yürütülmesi hedefleniyordu. Bu konuda başlangıç düzeyinde bir adım atılmış olsa da, istenen düzeyde mesafe alınmaması yeniden masaya yatırılmalıdır. Siyasi partilerde genişleme sorunları söylem, dil, algı, iletişim kaynaklı olabileceği gibi yapısal, örgütsel, çalışma tarzından kaynaklı da olabilir.

HDP ÇÖZÜM SÜRECİNDEKİ GENİŞLEMEYİ KALICI SANDI: Bugün itibariyle HDP, kendi geleceği ve ülkenin geleceğini ittifak stratejilerine endekslenmiş görünmekle birlikte, hiçbir parti kendisiyle açık ittifak yapmayı göze alamamaktadır. Bunun tek sebebi Cumhurbaşkanı’nın kurduğu dil ise, bu değişmeden denklemde hiç kimsenin pozisyonu değişmeyecektir. Peki bu durumda HDP neye odaklanmalı yani nereden tartışmaya başlamalı? Öncelikle ifade etmeliyiz ki, dönemsel koşulların değişimi siyasette hem dil, hem yapısal dönüşümü gerektirir. HDP, çözüm sürecindeki genişlemeyi kalıcı sanmış ve kişisel başarı öyküsü olarak yorumlamayı tercih etmiştir.

HDP’NİN GENİŞLEME SORUNU: Siyasette tartışma sağlıklı yönetilir ve toplumsal katılımla gerçekleşirse, yenilenmeyi getirir. Tartışmayı ertelemek ise dinamizmi bitirir ve kişisel hesaplarla hareket etmeyi beraberinde getirir. Kamuoyundaki yaygın kanaatin aksine HDP’nin genişleme sorunları Kandil, İmralı ya da geçmişte sanıldığı gibi cezaevlerinden müdahaleden çok, kendi yönetiliş biçiminden kaynaklanmaktadır.

TABANDAN GELEN TALEPLER DİKKATE ALINMIYOR: HDP’ye yönelik baskı ve tutuklamalar partinin kendisini masaya yatırmasını zorlaştırıyor. Açık toplumsal tartışmalar yapamadığı için içe kapanıyor, tabandan gelen talep ve eleştiriler dikkate alınmadığı gerekçesiyle özeleştiriler anlamsızlaşıyor. Toplumsal sahiplenme zayıfladıkça söylemde hamasete yönelim gelişiyor ve parti dilinde sloganik tutuma sığınma arttıkça partiyi kriminalize etme girişimlerine zemin oluşuyor. Bu da yeni baskıları getiriyor. Bu gerilim halinin kısır döngüsünü kırmak için ise risk almak ve gerilimi boşa çıkaracak açılımlar için cesaretle siyaset geliştirmek gerekiyor.

İkinci önemli sorun alanı, çatışmalı süreç ile HDP ilişkisinin yanlış tartışılıyor olmasından kaynaklanmaktadır. HDP’nin önünde çatışmalı sürecin bitmesini beklemek dışında gerçekçi tek seçenek vardır. Kendine dönmek, kendi sorunlarını çözecek değişime yönelmek ve kendini yeniden inşa etmek, rutine binmiş siyaset yapma tarzını terketmek, ezber bozacak, ön yargıları boşa çıkaracak arayışların içine girmektir.

SİYASET BOŞLUK AFFETMEZ: Baştaki soruna yeniden dönelim. HDP Kürtlerin bir kısmı ile birlikte Türk kamuoyuna güven verecek adımları atmayı başardığında bunu engellemeye kimin gücü yetebilir? Sorun gerçekten vesayet ve müdahale sorunu ise, bunu aşabilmenin tek yolu kendi yetkinliğini artırıp rüştünü ispat etmektir. Siyaset boşluk affetmez. Sorunlarıyla yüzleşip çözecek kapasiteyi sergileyemeyen organizmalara müdahale kaçınılmaz hale gelir. Hem müdahaleden şikayet edip hem Kandil ve İmralı için pozisyon belirlemeye kalkmak, kendi pozisyonunun gereğini yapamamakla ilgili bir handikaptır.

BÜYÜK HANDİKAP AYNI ZAMANDA TARİHİ FIRSAT: HDP’nin önündeki büyük handikap aynı zamanda tarihi fırsattır. HDP kendi pozisyonunu kişisel kapris ve hesaplarla sabote edilmeyecek netlikte tarif edebilirse, Türkiye siyasetindeki anahtar rolü hem iktidarla hem muhalefetle ilişkilerini yeniden şekillendirecek 3. yol zeminini geliştirecektir.

TERSİNE TÜRKİYELİLEŞME: HDP kendi organları ve tabanı ile birlikte yönetildiğinde müdahale tartışmaları en aza inecek, aksi taktirde bunu başaramamanın faturası müdahale mazeretinin arkasına sığınma alışkanlığına kesilmeye devam edecektir. Sadece son iki kongre süreci ve aday belirleme süreçlerine kimin, neden, hangi dayatmalarla müdahale ettiğine bakılırsa sorunun tam da benim “tersine Türkiyelileşme” diye tarif ettiğim kişisel hesaplarla bir siyasi mücadeleyi kontrol altında tutma eğiliminden kaynaklandığı görülecektir.

AHBAP-ÇAVUŞ İLİŞKİLERİ PARTİYİ ÇÜRÜTÜR: Kişisel yeteneklerin bir hegemonya kurma çabasına alet edilmesi, Türkiye siyasetindeki hastalıklı davranışlara zemin oluşturmaktadır. Parti içi demokrasinin en büyük güvencesi yatay halk partisi olunabilmesi ve isimsiz kahramanların emek ve fedakarlığı ile bugünlere gelindiğinin farkında olarak hareket edilmesidir. Ahbap-çavuş ilişkileri ile aday belirleme tercihi nasıl partiyi çürütürse müdahalelere de açık hale getirir.


YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.