DOLAR 8,4705
EURO 10,2921
ALTIN 502,04
BIST 1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 29°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
29°C
Parçalı Bulutlu
Paz 25°C
Pts 24°C
Sal 29°C
Çar 28°C

CUMHURBAŞKANLIĞI SENFONİ ORKESTRASI MİMARLARI: “CSO GEÇMİŞ İLE GELECEĞİMİZ ARASINDAKİ MÜZİĞİN SİMGESİ”

Mimarlar Sema ve Özcan Uygur tarafından tasarlanan ve temeli 1997 yılında atılan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) binası, geçtiğimiz günlerde düzenlenen bir törenle açıldı. Binanın yıllar süren serüveninde iki önemli isim var. Tarihi yapının mimarları Sema Uygur ve Özcan Uygur. Mimarlar CSO binasının Ankara Kalesi ve Anıtkabir arasında kalan, “geçmiş” ile “gelecek” arasında müzik tarihini simgeleyen bir yapıyı ifade ettiğini söyledi.

CUMHURBAŞKANLIĞI SENFONİ ORKESTRASI MİMARLARI: “CSO GEÇMİŞ İLE GELECEĞİMİZ ARASINDAKİ MÜZİĞİN SİMGESİ”
09.12.2020
A+
A-

Mimarlar Sema ve Özcan Uygur tarafından tasarlanan ve temeli 1997 yılında atılan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) binası, geçtiğimiz günlerde düzenlenen bir törenle açıldı. Binanın yıllar süren serüveninde iki önemli isim var. Tarihi yapının mimarları Sema Uygur ve Özcan Uygur. Mimarlar CSO binasının Ankara Kalesi ve Anıtkabir arasında kalan, “geçmiş” ile “gelecek” arasında müzik tarihini simgeleyen bir yapıyı ifade ettiğini söyledi.

Ankara’daki CSO binası geçen hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla açıldı. CSO’nun 2 bin kişilik konser salonu ve 500 kişilik oda salonu bulunuyor. 28 yıl boyunca yoğun zaman harcanan yapının mimarları, “1992 Mayıs’tan bu yana konser salonuyla ilgili her gün birkaç cümle kuruldu” diyerek emeklerini hatırlatıyor. Yapımına ilk başlandığında, “genç mimarlardık” diyen Semra Uygur ve Özcan Uygur ANKA Haber Ajansı’na binanın hikayesinin nasıl başladığını anlattı:

“AKM 4’ncü bölgede bir konser salonu yapılması ihtiyacı için düzenlenen yarışmaya katıldık. CSO eski binası o dönemde yoğun talepleri karşılayamıyordu. Salonun kapasitesi yeterli gelmiyordu. Yeni bir salon yapılması kararı alındı. Bunun sağlanması için 1992’de bir yarışma düzenlendi. Bu yarışmada 2 bin kişilik bir konser salonu ve 500 kişilik oda salonu ile sanatçıların çalışmasına yönelik olarak da çalışma ofisleri bu yarışmanın konusunu oluşturuyordu. Yarışmanın amacı, ‘Cumhuriyet kültürünün evrensellik kültürüne katkısını ve Türk mimari sanatının günümüzde ulaştığı düzeyi simgeleyecek çağdaş kalıcı bir kültür anıtı olması beklenen yapının ana fikirlerini bulmak aynı zamanda güzel sanatlara teşvik etmektir’ diye böyle özetleniyordu. Bizim projemizde burada birinci olarak ödüllendirildi.”

“HER MİMAR ANITSAL BİR YAPININ YARIŞMASINA KATILMAK İSTER”

Semra Uygur o dönemde CSO konser salonu yapılmasına ilişkin çalışmaların yakından gözlemcisi olduklarını ifade ederek “O dönemde Ankara’da CSO konser salonu yapılmasına ilişkin çalışmalar oldu. Biz genç mimarlar olarak bu hareketlenmenin yakınında gözlemcisi olduk. Sonra bu yarışma açıldı. Türkiye’nin her yerinden mimarlar katıldı. Başkentte ve Türkiye’de ilk defa yapılacak senfonik müzik konser salonu Cumhurbaşkanlığın adını taşıyan tek kurum. Bütün bu nitelikler ve özellikler bir Türk mimarı olarak yarışmaya girmemize teşvik eden nedendir” dedi.

Özcan Uygur ise, her mimarın, anıtsal bir yapının yarışmasına katılmak isteyeceğini, kendilerini teşvik eden nedenin de bu olduğunu söyledi.

“CSO SİYASİ İRADELERİN BİRİNCİL ÖNCELİĞİ OLMADI”

Semra Uygur, aradan geçen 28 yıl içerisinde yoğun çalışma yaptıklarını belirterek, “Salonların nasıl yapılması gerektiğine ilişkin yoğun çalışmalarımız oldu. İnşaat başladıktan sonra çalışmalara devam ettik. Bu süreçte inşaat bitmediği için yönetmelikler değişti. Dönem dönem çok yoğun olmak üzere 1992 Mayıs’tan bu yana konser salonuyla ilgili her gün birkaç cümle kuruldu” diyor. Uygur, bu süreçte binanın özüne ilişkin bir değişiklik yapılmadığını belirterek şöyle devam ediyor:

“Yapı yavaş yavaş ilerledi. Ödeneksizlik nedeniyle devam edemediği için temellere revizyon yapılarak yeniden yapıldı. Bu kadar uzun sürmesinin esas nedeni, siyasi iradelerin birincil öncelikleri olmadı. Belki ihtiyaç duyulmadı. Belki başka işler daha acil olarak algılandı. Ertuğrul Günay beyin bakanlığı döneminde yoğun bir ayağa kalkış süreci yaşandı. Mehmet Nuri Ersoy döneminde de bitirilmesi için gayret sarf edildi. Biz o süreçte kendi işlerimize baktık. Ne zaman hızlanacak diye bekledik. Uzun zaman ödenekler olmadığı için orası su doldu. Otopark su içinde kaldı. Sazlık oluştu. Martılar uçtu. Sonra ödenek çıkınca su çekildi. yeniden devam edildi.”

“Bu tip anıtsal yapılar çok kolay inşa edilmiyor” diyen Özcan Uygur, “Ülkenin en üst yönetiminde kim varsa onun inisiyatif kullanması bekleniliyor. Yoksa bu çalışmalar uzun yıllar alıyor. O nedenle yapı ilgilenildiği ölçüde ilerledi. Kimi zaman yavaşladı. Kimi zaman durdu. Dünyada da bu böyledir. Mesela Fransa’da böyle uzun yıllar sürdü. Ama bizde daha uzun sürdü. Yapının kurgusu iyi olduğu için zaman onu eskitemiyor.  Ama şöyle bir şey var. Teknolojik gelişmelerle birçok şey güncellendi ama kurgu sağlam olduğu için çok da bir şey değişmedi” dedi.

“FARKLI HASSASİYETLERİMİZ VAR, 40 SENEDİR BU İŞTE BİRLİKTE DEVAM EDİYORUZ”

İki eş olarak bu süreçte birbirini tamamlayarak devam ettiklerini söyleyen Semra Uygur, “Herkesin aynı düşünmesi beklenemez, o zaman çeşitlilik, zenginlik oluşamaz. Biz 40 senedir bu işte birlikte devam ediyoruz, farklı hassasiyetlerimiz var. Biz birbirimizi aynı dünya görüşüyle tamamlayarak devam ediyoruz. Bu sadece ikimizle ilgili değil. Mimarlık bir ekip işi. Mimar olarak fikir ortaya koymak iyi bir sonuç elde edilmesini sağlıyor. Burada çok değerli mühendislerin katkıları da oldu. Danyal Kubin, Bahri Türkmen, Kemal Ovacık ve onların ekipleri… Ayağa kalkış süreci içerisinde yüzlerce kişinin emeği var” sözleriyle süreci hatırlattı. 

“MİMARLIK ESERİNİN MANEVİ SAHİBİ MİMARLARDIR”

Semra Uygur, CSO açılışında kendilerine davet gelmediğini belirterek, “Tasarımcısı ortada gözükmüyorsa biz ilan vermek zorunda kalıyorsak, bunun yapıcılarının da orada gözükmesi gerekiyor” dedi.Herhangi bir aksaklık olabilir düşüncesiyle son güne kadar davet beklediklerini söyleyen Uygur, “Mimarlık eserinin manevi sahipleri mimarlarıdır. Kültür Bakanlığı eliyle yapılan, kültüre hizmet eden bir bakanlığın kullanımı. Kültür üreten, sanat üreten Cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrasının salonu olması. Yoksa biz yapının her tarafını görüyoruz zaten. Orada da bir yanlışlık olduğunu belirttiler Kültür Bakanlığı’ndan bizi davet ettiler. Ama şunu da söylemeliyim ki biz ilan yayınlamasaydık ne olurdu bilmiyorum. Ama açılışa gittik” dedi.

“EŞ DURUMUNDAN DAVET DÜĞÜNLERDE BİLE OLAMAZ”

Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Kalemi Batuhan Mumcu’nun, “Bir yanlış anlaşılma söz konusu. Açılışa; Özcan Bey kıymetli eşleri Semra Hanım ve kızları Deniz Hanım’ı bekliyoruz” mimarları açılışa davet mesajıyla ilgili de görüşlerini dile getiren Semra Uygur şunları söyledi: 

“Bakanlığın davet mesajında bunun telaşla yapıldığını düşünmek isterim. Onurlandırmak eş durumundan olmaz. Kimse için olamaz. Düğün davetiyesinde bile olamaz. Özcan Uygur ve eşi olarak gelen davetiyeleri geri göndermişliğim olmuştur.  Benim adım var. Özellikle de biz eş olarak da mimar ortak olarak da cinsiyetçi bir tavır değil aslında yaptığı işle insanların tanımlanmasını isteriz. Hele ki kamusal iş yapacaksınız. Emek açısından kimsenin kabul edeceği bir durum değildir.”

“CSO ANITKABİR İLE ANKARA KALESİ ÇİZGİSİNDE YER ALIYOR”

“Mimari yapılar bulunduğu yere değer katarak ve değer kazanarak anlam kazanıyorlar” diyen Sema Uygur, bu sözlerini şöyle detaylandırdı:  

“Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının konser salonunun yeri Ankara Kalesi ile Anıtkabir arasındaki çizginin içerisinde yer alıyor. Bizim AKM 4’ncü bölgedeki arsanın bu aksın içinde olduğunu gördük. Kale ile Anıtkabir mozole aksının aynı çizgide olduğunu gördük. Orhan Arda’nın Anıtkabir’in tarihçesini yazdığı belgeleri bulduk. Emin Onat ve Orhan Arda’nın birinci seçilen Anıtkabir projelerinde mozolenin aksının kale aksına tam olarak yönlendirilmesine karar verildiğini söylüyor. Bugün Anıtkabir’e gittiğinizde bu binayı ve kaleyi görebiliyorsunuz. Bizim bunun böyle olduğunu fark etmemiz gözlerimizi parıldatmıştı.”

“ANKARA KALESİ GEÇMİŞ ANITKABİR İSE GELECEĞİMİZ”

Özcan Uygur, “Aslında müziğin ve sanatın simgesi. Toplumun simgesi diye özetlemek mümkün. Ankara kalesi geçmiş Anıtkabir ise geleceğimiz. Bu tarih geçmişimiz ve geleceğimiz arasında bir müzik tarihimiz aslında. Kentsel müzik meydanı, müzik adası, kent odası…Cam üçgenin içine girdiğinizde onun tam ortası ve orada yerde de cam bir çizgi göreceksiniz. O da kaleyle Anıtkabir’in aksını simgeliyor” dedi. 


YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.