DOLAR 7,3338
EURO 8,9508
ALTIN 417,41
BIST 1.488
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 12°C
Az Bulutlu
Ankara
12°C
Az Bulutlu
Cts 15°C
Paz 11°C
Pts 8°C
Sal 9°C

DİLİMİZİN GELECEĞİ İÇİN DAHA FAZLA KONUŞUP YAZMALIYIZ

Atila Çınar
Makina Mühendisi Yenimahalle Kent Konseyi Başkanı
15.02.2021
21
A+
A-

Dili, daha çok konuşmanın ve yazmanın aracı olarak biliriz. Bu aracın daha rafine edilmiş hali ise sözlü ve yazılı edebiyatın üretiminde kullanılmakta. Burada ‘üretim’ sözcüğü bilinçli olarak kullanılmaktadır. Çünkü dil esasında üretmenin de bir aracıdır. Yalnızca sözlü ve yazılı edebiyatın üretilmesinde değil, her türlü üretimde temel araç veya kaldıraçtır. O halde, üretimin, ve hatta ‘yerli ve milli’ üretimin ne kadar önemli olduğunun sürekli gündemde olduğu günümüzde dilin rolünü konuşmalıyız.
Dil neden ve nasıl üretimin neredeyse en önemli aracıdır? İnsanı diğer canlılardan, özellikle de hayvanlardan ayıran en belirgin özellik araç yapabilmesi, yaptığı araçları da sürekli geliştirebilmesi, yenilikçi olmasıdır. İnsan, aklı ermeye başladığından bu yana, günlük yaşamını devam ettirmekte her zaman araçlara ihtiyaç duymuş ve alet yapmıştır. Yani ihtiyaç araç gerektirmiş ve her dönemde bu aracı geliştirecek ustalar, mucitler, mühendisler ortaya çıkmıştır.
Peki bu süreçte dilin işlevi ne olmuştur? İhtiyaç görecek, sorunları çözecek ne kadar buluş varsa, tüm bu yeni buluşların gerçekleşmesi süreci yeni fikir veya fikirlerle başlar. İnsan, zihninde beliren bu fikre bir ad verdiğinde, yani ‘kavramlaştırma’ başladığında fikir de berraklaşmaya da başlar. Çünkü kavramlaştırma ile birlikte artık fikrin bir adı vardır.
İşte, yeni bir ürün geliştirmenin en önemli adımlarından biri budur: Uygun kavramı bulmak, henüz daha hayal edilme aşamasında olan ürüne bir ad koymak. Bu adım atıldığında sağlıklı bir tasarım süreci de başlamış demektir. Sonrası, bu kavramın içini doldurmaya, yani ürünü geliştirmeye kalmakta.
Günlük kullanılan dil ne kadar zengin olursa, o dilin içinde hayal edileni ‘dillendirecek’ (kavramlaştıracak) ne kadar çok karşılık varsa, fikirler de o kadar kolay tasarıma ve üretime dönüşecektir. Yani üretmek kolaylaşacak, yaygınlaşacaktır. İşte bu nedenle, tasarım ve üretim süreçlerine katkısı nedeniyle, dilin zenginliği, yaşamsal öneme sahiptir.
Bu uzun girişten sonra, günümüz gerçeğine döndüğümüzde, dilimizin zenginleşmek yerine giderek kısırlaşmakta olduğuna üzülerek tanık oluyoruz. Bu durumun en tipik, kolayca fark edilen ve ne yazık ki her birimizi etkileyen göstergelerinden biri, özellikle yazılı ifadelerimizde giderek daha az sözcük, daha fazla fikir belirten işaret (emoji) kullanıyor olmamız. Zamanımızda, yalnızca çocuklarımız değil, büyükler olarak bizler bile yazdığımız mesajlara giderek daha fazla ’emoji’ eklemeye başladık. Bu hızla gidersek birçok sözcüğün yerin emojiler almaya başlayacak ve başka bir alfabe oluşacak. Elbette bunun olumlu olduğunu savunanlar da olacaktır ve savunulacak yanları da vardır. Evrensel bir dilin oluşmakta olduğu, farklı uluslardan insanların iletişiminin kolaylaşacağı gibi avantajlardan söz edilebilir. Ancak bir yandan da emojilerin dilimizi kemiren, daraltan fareler olabileceğini de görmeliyiz.
Özellikle içinden geçmekte olduğumuz küresel salgın döneminde iletişimin öncelikle de ilköğretim çağındaki çocuklarımız için kısıtlı hale geldiğini biliyoruz. Çocuklarımız akranlarıyla yan yana gelemiyor, oyun oynayamıyor ve bu nedenle de yaşamın doğal akışının gerektirdiği dili yeterince kullanamıyor. Bu sorunun üstesinden gelmek ise esasında çok kolay ve herhangi bir kaynak, döviz vb. gerektirmiyor. Yapılacak iş çok basit: Çocuklarımızı daha fazla okumaya, daha fazla yazmaya ve daha fazla konuşmaya yönlendirmek.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.