DOLAR 13,8250
EURO 15,6207
ALTIN 790,25
BIST 1.927
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 14°C
Sağanak Yağışlı
Ankara
14°C
Sağanak Yağışlı
Çar 9°C
Per 9°C
Cum 13°C
Cts 14°C

Erdoğan, ”Avrupalı kimliğinin yeni motivasyon aracı ‘İslam düşmanlığı’ olarak şekillenmekte”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Dünyadaki mültecilerin çoğunluğunu Müslümanlar oluşturuyor, iç çatışmalarda en çok Müslümanlar ölüyor, sefalet en çok Müslümanlar arasında görülüyorsa, ortada öncelikle çözülmesi gereken birlik, beraberlik ve dayanışma sorunu var demektir” değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan, ”Avrupalı kimliğinin yeni motivasyon aracı ‘İslam düşmanlığı’ olarak şekillenmekte”
25.05.2021
A+
A-

 Ajans Bizim

Türkiye / ANKARA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Dünyadaki mültecilerin çoğunluğunu Müslümanlar oluşturuyor, iç çatışmalarda en çok Müslümanlar ölüyor, sefalet en çok Müslümanlar arasında görülüyorsa, ortada öncelikle çözülmesi gereken birlik, beraberlik ve dayanışma sorunu var demektir” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ”Avrupalı kimliğinin yeni motivasyon aracı ‘İslam düşmanlığı’ olarak şekillenmektedir” dedi. 

Erdoğan, ATO Congresium’da Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İletişim Başkanlığının desteğiyle Türkiye Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Diyanet İşleri Başkanlığı, TRT, Erciyes Üniversitesi ve SETA  tarafından düzenlenen “1. Uluslararası Medya ve İslamofobi Sempozyumu”nun açılış konuşmasını yaptı.

Erdoğan’ın konuşması satırbaşlarıyla şöyle:

”-Batı başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde İslam düşmanlığı hastalığı, tıpkı kanser hücresi gibi hızla yayılmaktadır.

-Uzunca bir süreye devam eden Haçlı Seferleri, yol açtığı yıkımlarla dünya tarihinin seyrini değiştirmiştir. Osmanlı’nın Viyana kapılarına kadar dayanan fetihleri sırasında, bu çerçevede ne ecdadı ne bizi ne de torunlarımızı zan altında bırakacak hiçbir müessif hadiseye rastlanamaz. Buna mukabil Batı, Türklerin şahsında somutlaştırdığı doğulu toplumlara karşı kibrini ve kinini ‘oryantalizm’ kavramı adı altında daima korumuştur.

-Esasen, Osmanlı bakiyesi coğrafyalarda girişilen geniş siyasi ve kültürel değişim hareketleri, Batının bu bölgedeki farklılıkları kendi formatı içinde eriterek yeniden kurgulama gayretinden ibarettir. 

-Çevremize baktığımızda yer yer kısmi başarılarına rastlayabileceğimiz bu yaklaşım, içerdiği dini ve etnik ırkçılık sebebiyle, geniş bir taban tutmakta muvaffak olamamıştır. Bu başarısızlık, İslam dünyasında bitip tükenmek bilmeyen dış müdahaleler, iç çatışmalar, derin ve kanlı hadiseler şeklinde kendini göstermiştir.

Kendi geleceklerine düşmanlık etmektedir

-Batı’daki ırkçı ve İslam düşmanı saldırılar son 5 yıl içinde yüzde 250, bu saldırılarda hayatını kaybedenlerin oranını yüzde 700 artmıştır. 

-İslam düşmanlığı faaliyetler artık anayasalar ve kanunlara derç edilmeye başlanmış, kamu otoritelerinin de adeta İslam düşmanlığı yarışına girmiştir. 

-Siyasetin ve kamu kurumlarının bu yönelimleri, Batı ülkelerinde yaşayan demokrat insanlar arasında da İslam’a ve Müslümanlara karşı temelsiz bir önyargının gelişmesine yol açmaktadır. Halbuki özgürlüklerin ortadan kalktığı bir yerde, refahın da uzun süre varlığını sürdüremeyeceği gerçeğine sırtını dönenler, aslında İslam’a değil kendi geleceklerine düşmanlık etmektedir. 

-Şu gerçeğin, akıl ve vicdan sahibi herkes tarafından kabul edileceğine inanıyorum. Tarih boyunca İspanya’dan Almanya’ya kadar Yahudi düşmanlığı ayıbının mahcubiyetiyle dini ve etnik özgürlük pergelini olabildiğince açan Batı ülkeleri, şimdi aksi istikamette hızla yol almaktadır. İkinci Dünya Savaşı sırasında bütün bu yaşanan Yahudi soykırımını kendilerince özel bir paranteze alanlar, bu defa hedef tahtasına Müslümanları yerleştirmişlerdir. Zihniyet aynı olunca, sonuçların farklı çıkması mümkün değildir.

-Önceleri İslam düşmanlığını, ‘İslami terör’ yaftasıyla meşrulaştırmaya çalışılanlar, artık gelinen noktada hiçbir ayrım yapmadan tüm Müslümanları hedef almaktan kaçınmıyor. Çünkü mızrak çuvala sığmıyor.

Ekonomik zenginliğini koruma kaygıları

-Asırlar boyunca bizzat aydınlarını kullanarak kuşaklar boyunca kendi toplumlarını İslam’la özdeşleştirdikleri Türk korkusuyla yetiştiren Avrupa, böylece siyasi dağınıklığının yol açtığı sorunları saklamayı başarmıştı. 

-Modern dönemde bu yaklaşımın kısmen devam etmesi, derin hafızadaki iç kavga ve dış düşman travmalarının sürdüğüne işaret etmektedir.

-Soğuk savaş döneminde ‘komünizm’ tehdidine karşı korunan bu Avrupalı kimliğinin yeni motivasyon aracı ‘İslam düşmanlığı’ olarak şekillenmektedir.

-Dünyadaki gelişmeler, Avrupa’nın sahip olduğu ekonomik zenginliği koruma ve güvenlik kaygılarını daha da artıracak yönde ilerlemektedir.

-Batının bu tehdidin siyasi, sosyal, psikolojik, ekonomik boyutlarını tartışmak yerine, ırkçı ve ayrımcı akımların etkisine girmesi, işin kolayına kaçmaktan başka bir şey değildir. Bunun kolay bir yol olmadığını elbette biliyoruz. 

-Batıyı bir yana bıraktık, kendi ülkemizde bile bu hastalığın çeşitli tezahürleriyle karşılaştığımız gerçeğini unutmamalıyız. Nüfusunun çok büyük bir bölümünü Müslümanların oluşturduğu bir ülkede ezana, camiye, başörtüsüne, dini ibadetlere tahammül edemeyenlere rastlayabiliyoruz. 

-Ülkemizde yıllardır süren laiklik tartışmalarının gerisinde, dini özgürlüklerin korunmasından ziyade yasaklanması niyetlerinin yol açtığı gerilimler vardır. Devletle vatandaşını karşı karşıya getiren bu çarpık zihniyet, darbelerin de en büyük bahanelerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Strateji belirlenmesi gerekir

-İslam düşmanlığına karşı yürütülecek mücadelenin stratejisi ve içeriğinin belirlenmesi gerekir. Bu mücadelede üzerinde en çok durulması gereken unsurların başında medya gelmektedir.

-İsrail’in Filistin şehirlerinde yol açtığı yıkımın ve gerçekleştirdiği katliamın üstünü örterken, kendi hayat hakkını koruyan insanların direnişine terör yaftası yapıştırabilen bir medya düzeninde işimizin zor olduğu ortadadır. 

-Aynı durum ülkemiz için de geçerlidir. Türkiye’nin terör örgütlerine karşı yürüttüğü mücadeleyi insan hakları ihlali kapsamına sokmaya çalışanlar, kendilerine yönelik en küçük bir tehdide karşı sergilenen orantısız gücü ise olabildiğince yüceltiyorlar

Dayanışma sorunu

-İnsanlığın tamamının huzuru ve güvenliği için hayati öneme sahip İslam düşmanlığının önüne geçilmesi çabaları, oluşturulacak ‘ortak akıl’ mekanizmaları ile yürütülmelidir. Aksi takdirde çok vakit ve enerji harcandığı hâlde oldukça az neticenin alındığı verimsiz bir tabloyla karşı karşıya kalmamız kaçınılmazdır. 

-Dünyadaki mültecilerin çoğunluğunu Müslümanlar oluşturuyor, iç çatışmalarda en çok Müslümanlar ölüyor, sefalet en çok Müslümanlar arasında görülüyorsa, ortada öncelikle çözülmesi gereken birlik, beraberlik ve dayanışma sorunu var demektir. 

-İslam dünyası kendi arasında vahdeti tesis ettiğinde, İslam düşmanlığına karşı verilecek mücadelenin kısa sürede neticeye ulaşması mümkündür. Aksi takdirde, hep konuşulan, hep tartışılan ama işe yarar tek bir adımın bile atılamadığı mevcut kısır döngü hâli sürüp gider.”


YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.