DOLAR 13,4878
EURO 15,2474
ALTIN 801,13
BIST 1.945,07
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara -5°C
Çok Bulutlu
Ankara
-5°C
Çok Bulutlu
Per -5°C
Cum -3°C
Cts 0°C
Paz 0°C

ERDOĞAN: “ÇOĞUNLUK YERİNE AZINLIĞI, FAKİR YERİNE ZENGİNİ KORUYAN MEVCUT SİSTEMİN DEVAM ETMESİ MÜMKÜN DEĞİL”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, koronavirüs salgınıyla birlikte dünyanın yeni bir yol ayrımına geldiğini belirterek, “Uluslararası kuruluşlar bu yeni dönemi okumakta etkisiz ve çaresiz kalıyorlar. Salgın sürecinde uluslararası örgütlerdeki atalet daha da belirgin hale gelmiştir” dedi. Mevcut küresel sistemin haklı yerine güçlüyü, çoğunluk yerine azınlığı, fakir yerine zengini koruduğunu ifade eden Erdoğan, “Sistemin devam etmesi mümkün değildir. Türkiye olarak bu acı gerçeği yıllardır Birleşmiş Milletler kürsüsünden ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyerek ifade ediyoruz” diye konuştu.

ERDOĞAN: “ÇOĞUNLUK YERİNE AZINLIĞI, FAKİR YERİNE ZENGİNİ KORUYAN MEVCUT SİSTEMİN DEVAM ETMESİ MÜMKÜN DEĞİL”
09.11.2020
A+
A-

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, koronavirüs salgınıyla birlikte dünyanın yeni bir yol ayrımına geldiğini belirterek, “Uluslararası kuruluşlar bu yeni dönemi okumakta etkisiz ve çaresiz kalıyorlar. Salgın sürecinde uluslararası örgütlerdeki atalet daha da belirgin hale gelmiştir” dedi. Mevcut küresel sistemin haklı yerine güçlüyü, çoğunluk yerine azınlığı, fakir yerine zengini koruduğunu ifade eden Erdoğan, “Sistemin devam etmesi mümkün değildir. Türkiye olarak bu acı gerçeği yıllardır Birleşmiş Milletler kürsüsünden ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyerek ifade ediyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’de düzenlenen 12’nci Büyükelçiler Konferansı’nda konuştu. Türkiye’ye uzak olan bölgelerde görev yapan büyükelçiler konferansa çevrimiçi olarak katıldılar.

Koronavirüs salgınıyla birlikte dünyanın yeni bir yol ayrımına girdiğini belirten Erdoğan, “Uluslararası kuruluşlar bu yeni dönemi okumakta etkisiz ve çaresiz kalıyorlar. Salgın sürecinde uluslararası örgütlerdeki atalet daha da belirgin hale gelmiştir. Eskiler, ‘Dünün güneşiyle bugünün çamaşırı kurutulmaz’ diyor. Biz de zihniyetimizi, kurumlarımızı ve kurallarımızı bu yeni dönemin şartlarına göre düzenlemeden uluslararası örgütlerdeki itibar kaybının önüne geçemeyiz” diye konuştu. 

“Haklı yerine güçlüyü, çoğunluk yerine bir avuç azınlığı, fakir yerine zengini koruyan mevcut küresel sistemin devam etmesi mümkün değildir” diyen Erdoğan, “Türkiye olarak bu acı gerçeği yıllardır Birleşmiş Milletler kürsüsünden ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyerek ifade ediyoruz. İnsanlığın barışı, huzuru ve ortak geleceği için güç yerine adalet eksenli yeni bir yapılanmaya ihtiyaç duyulduğunu söylüyoruz” dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle: 

BÜYÜKELÇİLER KONFERANSI: Dünyayla beraber ülkemizi de etkileyen koronavirüs salgını sebebiyle sizleri bu sene Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde istediğimiz tarzda ağırlamak mümkün olmadı. Ancak çevrimiçi de olsa sizlerle bir araya gelmeyi, hasbihal etmeyi, yoğun dış politika gündemimize dair değerlendirmelerde bulunmayı arzu ettim. Gerek büyükelçilerimiz, gerekse Cumhurbaşkanlığı danışmanlarımla birlikte şu anda bu salonda bir aradayız.İlk çevrimiçi büyükelçiler konferansı olmasının yanı sıra bu çapta yerli yazımla gerçekleştirilen ilk programdır. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’mizi bu teknolojik altyapıyı kazandıran Türk mühendislerini de ayrıca kutluyorum.

KONORONAVİRÜS: Ekonomik bakımdan çok güçlü ülkelerin sağlık altyapıları ve sosyal güvenlik sistemlerinin ne kadar zayıf olduğunu koronavirüs salgını sürecinde görmüş olduk. Devlet geleneğini, ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ prensibi üzerine inşa eden Türkiye, bu zorlu süreçte gerçekten başarılı bir sınav vermiştir. Haritada yerini dahi bulamayacakları ülkeleri Türkiye’ye örnek gösteren muhalefetin bizi çekmek istediği tuzağa düşmedik.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin getirdiği avantajları en verimli şekilde kullanarak zaman, enerji ve kaynak israfına fırsat vermeden süreci yönettik. Sadece sınırlarımız içerisinde yaşayan insanlarımızı değil, yurtdışında yaşayan insanlarımızı da sahipsiz, çaresiz bırakmadık. Hariciye teşkilatımızın riyasetinde, cumhuriyet tarihimizin en büyük tahliye operasyonunu gerçekleştirerek 141 ülkeden 100 binden fazla vatandaşımızı ailesiyle buluşturduk. Yaşadıkları ülkelerde tedavi imkanı bulamayan 233 vatandaşımızı ambulans uçakla Türkiye’ye getirdik. Uçuşlarımız hem kendi insanımızın vatanlarına dönüşünü hem de 67 ülkeden 5 bin 500’den fazla yabancının tahliyesini sağladık. Türkiye’den memleketlerine dönmek isteyen 90 ülkeden 38 bin yabancıya da destek sunduk. 

TIBBİ YARDIMLAR: Dost kara günde belli olur anlayışıyla ülkemizden yardım talep eden 155 ülkeye ve 9 uluslararası kuruluşa tıbbı malzeme desteğinde bulunduk. Bu yardımlarımızı bir kamu diplomasisi faaliyet olarak değil inancımızın, kültürümüzün, girişimci ve insani dış politika çizgimiz gereği olarak yaptık.

DÜNYADA SALGIN: Son haftalarda tüm dünyada vaka, hasta ve vefat sayılarının tekrar ürkütücü boyutlara ulaştığını görüyoruz. Türkiye olarak 8 aydır olduğu gibi yine kendi önceliklerimiz, özgün politikalarımız çerçevesinde yönetmeye çalışıyoruz. 83 milyonun tüm fertlerinin menfaatini düşünen bir anlayışla hareket ediyoruz. Temizlik, maske ve mesafe kurallarına riayet ederek inşallah bu sıkıntılı sürecin de üstesinden geleceğimize inanıyorum.

ULUSLARARASI KURULUŞLAR ETKİSİZ VE ÇARESİZ: Salgınla birlikte dünyanın yeni bir yol ayrımına geldiğini görüyoruz. Uluslararası kuruluşlar bu yeni dönemi okumakta etkisiz ve çaresiz kalıyorlar. Salgın sürecinde uluslararası örgütlerdeki atalet daha da belirgin hale gelmiştir. Eskiler, ‘Dünün güneşiyle bugünün çamaşırı kurutulmaz’ diyor. Biz de zihniyetimizi, kurumlarımızı ve kurallarımızı bu yeni dönemin şartlarına göre düzenlemeden uluslararası örgütlerdeki itibar kaybının önüne geçemeyiz.

DÜNYA 5’TEN BÜYÜKTÜR: Haklı yerine güçlüyü, çoğunluk yerine bir avuç azınlığı, fakir yerine zengini koruyan mevcut küresel sistemin devam etmesi mümkün değildir. Türkiye olarak bu acı gerçeği yıllardır Birleşmiş Milletler kürsüsünden ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyerek ifade ediyoruz. İnsanlığın barışı, huzuru ve ortak geleceği için güç yerine adalet eksenli yeni bir yapılanmaya ihtiyaç duyulduğunu söylüyoruz.

4.5 MİLYON MÜLTECİYE BAKIYORUZ: Suriye’de icra ettiğimiz harekatlarla sadece DEAŞ’lı ve PKK/YPG’li teröristleri sınırlarımızdan uzaklaştırmakla kalmadık. Aynı zamanda Türkiye’de sığınan 411 bin Suriyeli kardeşlerimizin de memleketlerine geri dönüşünü temin ettik. İdlib’teki mevcudiyetimizle yeni bir insani trajedinin ve büyük bir göç dalgasının önüne geçtik. 4,5 milyon mülteciyi ülkemizde barındırıyoruz. Bir o kadarının da Suriye’de bakımını yapıyoruz. Sadece Türkiye bunu yapıyor.

LİBYA: Bugün Libya’da siyasi çözüm umutları yeniden yeşermişse bunda Türkiye’nin zamanında yaptığı müdahalenin çok ciddi katkısı bulunuyor. Her alanda Libya halkının yanında olmaya devam edeceğiz.

DOĞU AKDENİZ: Doğu Akdeniz’deki her türlü gelişmenin yükünü taşıyan ülkemizin doğal kaynaklar söz konusu olduğunda yok sayılmasına elbette rıza gösteremezdik. Yunanistan’ın provokasyonlarına rağmen doğu Akdeniz meselesinde daima soğukkanlı davrandık. Doğu Akdeniz Konferansı önerimiz sorunu diyalogla çözme irademizin tezahürüdür. Avrupa Birliği’ni Türkiye’yi kendinden uzaklaştıran stratejik körlükten bir an önce kurtulmasını ümit ediyoruz. Tehdit şantaj dilinin hiçbir fayda sağlamayacağı artık anlaşılmalıdır. Doğu Akdeniz’deki araştırma faaliyetlerinden yakında müjdeli haberler alacağımıza inanıyorum.

AZERBAYCAN: Tek millet iki devlet şiarını paylaştığımız Azerbaycan topraklarının işgal edilmesine sesiz kalamazdık ve sessiz kalmadık. Biz şu anda Afganistan’dayız Azerbaycan’dayız niye? Onlar bizim kardeşlerimiz. Ermenistan’ın 28 yıllık zulmü karşısında MİNSK üçlüsü ne yazık ki her türlü ihtimallerle bizim Azeri kardeşlerimizi kaçkın yaşattı. Ve onlar kendi topraklarına değil merkeze gelmek zorunda kaldılar. Bu acımasız işgale MİNSK üçlüsü çözüm üretmedi. Hep oyalamaca. Şimdi Azeri kardeşlerimiz kendi göbeklerini kendileri kesti ve işi bitirdi. Biz gözeri yaşlı olarak Aliyev kardeşimizin yaptığı açıklamaları ekranda izledik. Şuşa’nın işgalden kurtarılmasıyla sevincimiz ve umutlarımız iyice artmıştır. 

AVRUPA BİRLİĞİ: Türkiye’nin sınır dışı ettiği yabancı terörist savaşçıların Batılı ülkelerde elini kolunu sallayarak eylem yapmalarını anlayamıyoruz. PKK terörü tarafından şehit edilen onlarca öğretmenimiz için en ufak bir üzüntü beyan etmeyenlerin YPG’nin ele başlarını kırmızı halılarla saraylarda ağırlayanların bizim tavrımızı sorgulamasının hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. 


YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.