DOLAR 8,4422
EURO 10,2357
ALTIN 498,37
BIST 1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 30°C
Az Bulutlu
Ankara
30°C
Az Bulutlu
Cts 29°C
Paz 24°C
Pts 23°C
Sal 27°C

Felaket Zamanları Mühendisliğin Zamanı mı?

Atila Çınar
Makina Mühendisi Yenimahalle Kent Konseyi Başkanı
10.11.2020
A+
A-

Geçtiğimiz günlerde, belirli aralıklarla sürekli yaşamakta olduğumuz felaketlerin bir yenisini İzmir’de yaşadık. Yüzden fazla vatandaşımızı kaybettiğimiz, binden fazla vatandaşımızın ise yaralı kurtulduğu bir deprem vakası yaşadık. Konuyla ilgili tüm uzmanların da belirttiği gibi bu beklenmeyen bir felaket değildi. Bir deprem bölgesi olan ülkemizin değerli bilim insanları bu konuda hem yöneticileri hem de biz vatandaşları yıllardır uyarıyorlar, bilinçlendirmeye çalışıyorlar.

İzmir depremindeki kayıplarımızı rahmet ve saygı ile anarken, 1999’da yaşadığımız Adapazarı depremi ile ilgili bir anımı paylaşmak istiyorum: 17 Ağustos 1999 depreminden bir gün sonra, Makina Mühendisleri Odası Ankara Şube’den bir grup arkadaşımızla depremin çok ağır yaşandığı Adapazarı’na gitmiştik. Amacımız Ankara’da topladığımız ilk yardım malzemelerini deprem bölgesine ulaştırmak, ayrıca yapabileceğimiz, bizden beklenen bir şey olursa yapmaktı. Üç gün kaldığımız deprem bölgesinden bu tür felaketlere karşı nelerin yapılması gerektiğini, ayrıca felaketin hemen ardından acil yapılması gerekenleri, yaşayarak öğrenmiş ve büyük dersler alarak dönmüştük.

Mühendisler olarak en büyük dersi ise daha Adapazarı’na ayağımızı bastığımız, büyük felaketin suratımıza bir tokat gibi çarptığı sabahın ilk saatlerinde almıştık: Mühendis olduğumuzu anlayan iki genç yanımıza gelip yardım istemişti. İstedikleri, tümüyle yıkılmış dört katlı bir binanın enkazı altında kalmış anne ve babalarını bir yolunu bularak kurtarmamızdı. Yani, bizden bir yol bulmamızı, imkansızı başarmamızı, olağanüstü bir yaratıcılık göstermemizi bekliyorlardı. Bu beklentilerini o umutsuzluk anlarında şu cümle ile ifade etmişlerdi: Mühendis olduğunuz için anne ve babamızı kurtarabileceğinizi düşündük.

Bu cümle toplumun mühendisten beklentisinin ne olduğunu özetliyordu. Bu cümle bizlere şunu söylüyordu: Faydalı iş ancak uygun araç ile yapılabilir, aracı da mühendislik mesleği tasarlayıp ortaya çıkarabilir. Umutların yok olmaya başladığı, çözümün olmayacağının sanıldığı zamanlarda birileri uygun aracı geliştirip problemi çözebilir. İşte insanlık tarihi boyunca bunu başaran kişilere ‘mühendis’* dendi ve mühendislerin en umutsuz anlarda çare olabildikleri sayısız örnekle kanıtlandı.

Bu yalın gerçek, felaket zamanlarında herkesin bir süre susmasının, buna karşılık pozitif bilimin uygulanmasını sağlayan meslek alanlarına kulak verilmesinin ne denli önemli olduğunu anlatıyor hepimize. Büyük depremler veya benzer doğa felaketleri (doğal felaketler) dünyanın her yanında sürekli olmakta ve gelecekte de olacak. Ancak benzer doğal felaketler dünyanın bazı ülkelerinde çok hafif hasar ve can kaybı ile atlatılırken, başka bazı ülkelerde çok daha ağır hasarlara ve yüzlerce can kaybına neden olabilmekte. Bunun nedeni çok basit değil mi ve ülkemizde de bu basit nedeni bilen, anlatan bilim insanları, kurumlar yok mu? Elbette var ve bıkmadan anlatıyorlar. Ancak dur durak bilmeyen karşılıklı suçlamaların, günah keçisi aramaların, en basit insani eylemleri gösteri malzemesi yapma çabalarının gürültüsü doğruyu anlatmaya çalışanların sesini boğuyor ne yazık ki.

Oysa felaketleri en az kayıpla atlatmanın yolu oldukça açık: Her türlü imalatta (konut, yol, köprü, makina, maden, gıda vb.) bilimsel uygulamaların ve mühendislik mesleğinin en baştan işin içinde ve söz sahibi olması gerekiyor. Tekerleğin icadı ve tekerlekten araba yapılmasına kadar eski bir geçmişe sahip olan mühendislik mesleği gelecekte de faydalı araçlar yapmaya, tarihin tekerleğini çevirmeye devam edecektir. Hiç olmazsa felaket zamanlarında mühendislik hizmetlerinin öneminin bir kez daha hatırlanıp ona gereken değerin verilmesini diliyorum.

* Türkçe’de kullandığımız mühendis kavramının Batı’daki karşılığı ‘engineer’, Latince ‘ingenia (yaratıcı)’ ve ‘torem (uzman)’ kavramlarından türetilmiştir. Yani ‘yaratıcılıkta uzman olan, çözüm bulan’ kişilere mühendis denmektedir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.