DOLAR 8,6023
EURO 10,2687
ALTIN 493,11
BIST 1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 27°C
Gök Gürültülü
Ankara
27°C
Gök Gürültülü
Per 28°C
Cum 29°C
Cts 29°C
Paz 30°C

GELECEĞİ GÖRMEK – YAŞAMAK 4.0

Mete Özbaş
Yenimahalle Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi
20.10.2020
A+
A-

Eve ekmek götüremiyorum… Kiramı ödeyemiyorum… Faturalarım birikti… Feryatlar büyüyüp gidiyor. Mahallemin esnafı, çiftçi, işsiz kalan diğerleri. Küçük sanayi işletmeleri bir umutla açılıyor her sabah, iş olursa diye bekliyor dükkan sahipleri. Mevsimlik tarım işçileri izin çıksın çalışmaya gidelim diye bekliyor. Sanayi işçisi, inşaat işçisi, taşıma işçisi, sağlık işçisi çalışıyor. Salgın hastalığa yakalanmaktan korkuyor ama en çok da işsiz, parasız kalmaktan korkuyor. Ciddi ekonomik sonuçlar ortaya çıkmadı henüz ama herkes krizin farkında. Gücü olan kendince yardım etmeye, sorunu çözmeye çalışıyor bu günlerde. Kimi gidiyor bakkal defterindeki borçları kapatıyor, kimi yardım paketlerine destek oluyor. Evlere yemek gidiyor, çiftçiye tohum gidiyor, fide gidiyor. Toplumsal dayanışma çok değerli, yapılan yardımların hepsi çok değerli. Kriz bir sağlık krizi olmaktan çoktan çıkmış görünüyor. Dev bir ekonomik krize doğru gidiyoruz. Krizi yaşayan her ihtiyaç sahibine ulaşmak pek mümkün görünmüyor. Bugünler geçecek eninde sonunda. Akıl, bilim, dayanışma oldukça umut var.
Bilinen en büyük kriz,1929 Dünya Ekonomik Bunalımı en çok sanayileşmiş şehirleri vurmuş, bu kentlerde bir işsizler ordusu yaratmıştır. Bunalımdan etkilenen birçok ülkede inşaat faaliyetleri durmuş; tarım ürünü fiyatlarındaki düşüş, çiftçileri ve kırsal bölge nüfusunu kötü etkilemiştir. Talebin beklenmedik düzeyde düşmesi nedeniyle madencilik alanı buhranın en fazla etkilendiği sektörlerden biri olmuştur.
1920’lerde üretim ve istihdam oranı yüksekti. Ücretler çok fazla yükselmiyordu ve fiyatlar istikrarlıydı. Birçok insan hala aşırı derecede fakirdi ancak halkın büyük çoğunluğu hiç olmadığı kadar rahat ve varlıklıydı. Ancak o yıllarda Amerikalılarda az çalışarak zengin olma isteği hâkimdi.
Piyasadaki para bir anda yok olduğu için insanlar ihtiyaçlarını karşılamada takas yoluna giderek bir nevi değiş-tokuş ekonomisine geri döndüler. Çalışma saatleri azaltılarak işsizlik sorunu çözülmeye çalışıldı. Tarımda da bir takım yeni programlamalar yapıldı. Devlet, müdahalesine karşı olan sanayicileri küstürmemek için özel sektörün ilgilenmediği büyük yatırımlar gerektiren alanlarda harcama yapılıyordu. Bu sektörlerde açılan iş alanlarıyla da işsizliğin azaltılmasına ve talebin arttırılarak düşük talep sorununun çözülmesine çalışılıyordu.
Depresyonu yenerek tam istihdama ulaşan ilk sanayi ülkesi, Almanya oldu. Tarım ekonomilerinin ihracat mallarını yüksek bedelle satın aldı ve onlara kendi sanayi ürünlerini sattı. Planlama ve benzeri yöntemlere başvuran ABD ile Fransa gibi demokrasiler ılımlı çözümlere yönelirken, Almanya’da işsizler Nazi çılgınlıklarına kapıldılar. Böylece bunalım, II. Dünya Savaşı’nın başlıca nedeni olacaktı.
Kurtuluş savaşından çıkmış yeni kurulan Türkiye, 1929 bunalımına, kalkınmasını sağlayabilmek için uğraşırken yakalandı.Henüz yeni Türk devleti kanunen kurulmamışken, Mustafa Kemal Atatürk, Şubat 1923’te 1. İktisat Kongresi’ni topladı. Bu, yeni kurulacak Türkiye’nin ekonomik çatısını oluşturan tarihi bir kongreydi.Çiftçi, sanayici, işçi ve tüccarlardan oluşan 1135 delegenin katıldığı kongrede, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlık hedefinin çerçevesi belirlendi.Bankacılıktan sanayiye, ticaretten tarıma yol haritasının çizildiği kongrenin ardından yerli üretimin geliştirildiği bir kalkınma modeline karar verildi.
Gerileyen dünya ekonomisinin ardından, özel sektörün ağırlığını devletin almaya başladığı planlı bir ekonomiye geçildi. Merkez Bankası kuruldu. İlgili sektörleri desteklemesi için Sümerbank, Etibank, Denizbank, Belediyeler Bankası, Türkiye Halk Bankası ve Türk Ticaret Bankası’nın kuruluşu da gerçekleşti. Ziraat Bankası da yeniden düzenlendi.
Türkiye 1933’te dış ödemelerde takas sistemini uyguladı. Türk Hükûmeti mümkün olduğu kadar bütün ülkelerle takas anlaşması yapmaya çaba harcadı ve Türkiye ile ticaret ve ödeme anlaşması yapan ülkelerden, ithalata öncelik tanıdı.
Ana hammaddeleri yurt içinde olan ve üretilebilen, kısa zamanda kurulabilecek sanayi hamlesi başlatıldı. Dünyada planlı sanayileşmenin ilk örneklerinden kabul edilen bu dönemde dokuma, kimya, kâğıt, madencilik, çimento, cam ve şişe gibi sektörlerde çok önemli atılımlar yapıldı. Barut, top, tüfek fabrikası da şeker, cam, çimento tesisleri de bu dönemde kuruldu.
Türkiye ile Rusya arasında yapılan anlaşmada aynen şöyle yazıyordu: “İş bu anlaşmaçerçevesinde, Sovyet teşekküllerincesağlanacak kredi, teçhizat, malzeme, teknik hizmetler ve Türk personelin mesleki eğitim bedeli, narenciye, yaş sebze meyve, kuru üzüm, zeytin ve fındıkla ödenecektir. Geri ödeme bedeli olarak Türkiye’den Sovyetler Birliği’neihraçedilecek malların fiyatları, dünya fiyatları esas alınarak tespit edilecektir.”
Kurulan tesisler sayesinde, on binlerce insanımız iş buldu, Türkiye’nindışarıyabağımlılığı azaltıldı. Kamu harcamaları kamu gelirlerine uygun olarak dengelenmeye, ithalata da sınırlamalar getirerek dış ticaretin açık değil fazla vermesine çalışıldı.
Ekonomik krizlere, gelişmeye devam etmedepolitika geliştirme aracı olarak da bakılmalıdır. Genç Türkiye, gelişmeye devam ederken eğitim politikasını da üreten, düşünen, sorgulayan, yeni teknolojilere uyum sağlayan insan tipiyle taçlandırdı. Köy enstitülerinde, ülkenin ihtiyacı olan insanları yetiştirdi. Ülkemizin dört bir yanına dağılan enstitü mezunları, köylerin kalkınmasında, üretimin canlandırılmasında öncü oldular. Sanayiyi kalkındırırken, köyleri ve tarımı da geliştirmek gerekiyordu. Bilgisiyle, sevgisiyle, marşlarıyla çıktı yola genç öğretmenler;
“Sürer, eker, biçeriz, güvenip ötesine / Milletin her kazancı, milletin kesesine, / Toplandık baş çiftçinin Atatürk’ün sesine, / Toprakla savaş için ziraat cephesine.
İnsanı insan eden, ilkin bu soy, bu toprak. / En yeni aletlerle en içten çalışarak, / Türk için yine yakın dünyaya örnek olmak, / Kafa dinç, el nasırlı, gönül rahat, alın ak.
Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz. / Biz yurdun öz sahibi, efendisi, köylüyüz.”
Krizden çıkış için bugün ne gerekli? Yenibirey; insan hakları, barış, hoşgörü, cinsiyet eşitliği, farklılıklara ve çevreye saygılı olmalı. Özgürce tartışabilen, otoriteleri sorgulayabilen, dünyaya açık, farklı insanlarla birlikte çalışabilen aktif yurttaşlar yetişmeli.Yüksek düşünce yetisine sahip birey; doğru ve güvenilir bilgiye ulaşabilmeli, bilgiyi işleyebilmeli, yeni fikirler üretebilmeli,ekip çalışması yapabilmeli, kendini ifade edebilmeli, teknolojiyi iyi kullanabilmelidir. Kısacası eleştirel düşünebilmeli, sorun çözebilmelidir.
Yeni sanayiler ve gelişen sektörler artık dar anlamda uzmanlaşmış kimseler yerine eleştirel düşünebilen, sorun çözme yetisi gelişmiş, yaratıcı ve iletişim becerilerine sahip elemanlar talep etmektedir. Yani dönüştürülebilir beceriler aranmaktadır. Kaybolan istihdamın yerine yeni istihdam yaratılacaktır.
Akıl, bilim, dayanışma oldukça, umut var.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.