DOLAR 8,3454
EURO 10,0669
ALTIN 478,95
BIST 1.345
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 22°C
Az Bulutlu
Ankara
22°C
Az Bulutlu
Cts 22°C
Paz 19°C
Pts 18°C
Sal 21°C

İNSANLIĞA VAKFEDİLMİŞ BİR HAYAT

Şeyhanlı Eğitim Bilim Kültür Müzik ve Sanat Vakfı Başkanı Gülcan Şeyhan Cengiz ile sohbet

İNSANLIĞA VAKFEDİLMİŞ BİR HAYAT
13.10.2020
298
A+
A-

Sevim ÇINAR BİRBEN

Yaşadıkları hayat ve yaptıkları işlerle kendisine, başkalarına, ülkesine ve insanlığa katkı sunan insanların sayısı çok değildir. Bunlardan biri de Şeyhanlı Eğitim Bilim Kültür Müzik ve Sanat Vakfı Başkanı Gülcan Şeyhan Cengiz. Kendisiyle hem yaptıkları hem de Vakıf çalışmaları hakkında sohbet ettik. Sonuçta ortaya güzel bir röportaj çıktı. Ben sordum o anlattı…
S.Ç: Şeyhanlı Eğitim Bilim Kültür Müzik ve Sanat Vakfı kısa süre önce kurulmasına rağmen çok önemli hizmetlere imza attı ve atmaya devam ediyor. Vakıf çalışmalarından önce Gülcan Şeyhan Cengiz kimdir, tanımak ve okuyucularımıza tanıtmak isteriz.
G.Ş.C: Öncelikle size ve okuyuculara merhaba demek istiyorum. İlginiz için teşekkür ediyorum. İnsanın kendisini anlatması çok zor tabii ki. Ben Gülcan Şeyhan Cengiz. Benim iki oğlum var ama sayısını bilemediğim kadar çok öğrenci ve başarılı gençler yetiştirdim. İkisi yurtdışı birisi Türkiye’de 3 üniversite mezunuyum. Şanlıurfa Güzel Sanatlar Lisesi o zaman ki adıyla Türk Müziği Lisesinin ve Gaziantep Ticaret Odası Güzel Sanatlar Liselerinin kurucusuyum.
Hem yurt içinde hem de yurt dışında konserler ve çalışmalar yaptım. Çalışarak okuyan gençlerdenim.
Tam 33 yıl 10 ay devletime hizmet veren ve emekli olan bir öğretmenim ve kanun sanatçısıyım. Akademisyenim kendi alanımda yazdığım 4 ciltlik kanun metodum var. 4 adet bakanlık düzeyinde sahnelenen oratoryolarım var. Mehmetçik Vakfına tüm telif haklarıyla bağışladım. Yaptığımız çok işler var ama ilk aklıma gelenler bunlar. Ve şimdi de bir eğitim ve sanat vakfım var.
MÜZİK VE ÜNİVERSİTE YAŞAMI
S.Ç: Müzikle ilgili küçük yaştan beri çok yoğun çalışmanız ve birikiminiz var. Ayrıca bu alanda çok önemli başarılar kazandınız. Anlatır mısınız?
G.Ş.C: Müziğe 6 yaşında profesyonel dersler alarak başladım. İlk piyano ve buna bağlı olarak kanun dersleri de aldım. Halk dansları, kısa bir dönem bale dersleri de aldım.
En büyük şansım bu konuda ailem oldu. Babamın yurtdışında eğitim alması ve orada yaşamış olması annemin de evliliklerinin başlangıcıyla babamın her zaman yanında olması ve eğitime ve sanata önem vermesi benim hayatımı şekillendirdi diyebilirim.
Çok büyük hocalarla çalıştım. Arkasındanda üniversite hayatım başladı. Gaziantep üniversitesine girdim. Aslında biz girerken ODTÜ idi adı sonra değişti. Ayyy nasıl hayal kırıklığına uğradım anlatamam. Ama hala kendimi az da olsa ODTÜ’lü sayıyorum ama içimden yani… Daha sonra öğrenci değişim çerçevesinde o zaman ki bakanımız Dr. Cemil Çiçek beyin hazırladığı başarılı öğrenciler çerçevesinde yurtdışı eğitimim başladı. Bitirdikten sonra evlendim ve 2 oğlum oldu ama çalışmalar sürekli devam etti bu süre zarfında. Yani üniversite bitti işim bitti değil esas o zaman başladı işlerim. 3. Üniversitemi de 2. Oğlumun doğumundan sonra okumaya başladım ve bitirdim.
S.Ç: Peki zor olmadı mı hem evlilik hem iş hem de çocuk ve sanırım bu arada da aktif öğretmenlik yapıyordunuz değil mi?
G.Ş.C: Evet zordu ama çalışmak bana hep çok iyi geldi. Bu arada İstanbul Üsküdar Musiki Cemiyetinde de rahmetli hocam Şerafettin Şeref ÇAKAR hocamdan da usul ve teknik makam dersleri almaya devam ettim. Yani unutulmuş ve günümüzde kullanılmayan veya gerek müzikal yapısı ve gerekse dili ağır olan yani günlük söyleyişte zor olan ve pek tercih edilmeyen makamları usul ve teknik yapısıyla çalıştım. Zaten kanun metodumun 2. Cildinde canım hocamın bana vasiyeti olan usul ve kavramlar ile müzikal teknikleri onun bana öğrettiği gibi anlattım. Nurlarda uyusunlar hocalarımız.
FARKLI BİR ‘KANUN’ TARZI…
S.Ç: Kanunu çok değişik çalıyorsunuz. Tarzınız çok farklı. Ben pek bilmiyorum ama sizi izlerken çok uzaklara dalıyorum…
G.Ş.C: Çok teşekkür ederim. Sanırım bu konuda çok şanslıyım. Hem ilk ders aldığım hocam rahmetli Sami Yanmaz hocam hem iyi bir udi hem de kendi alanında kanuni sayılırdı. Daha sonra hem hocam hem de kuzenim olan üstat ve duayen sanatçımız rahmetli Halil Karaduman ve üniversite yıllarımın kanun hocası hayatımın dönem noktalarından birisi olan geçenlerde vefat eden rahmetli Yener Demirel canım hocam oldular. Yani ben çok şanslıydım zamanın üstatlarıyla doya doya çalıştım. İyi ki de hayatımıza giren böyle değerli insanlar var. Nurlarda uyusunlar inşallah. Bana göre başarılarımın yüzde 80’ni hocalarımın bana verdiği emekleri geri kalan yüzde 20’si benim çalışmam ve çabalarım diyebilirim.
ÇANAKKALE, MEHMET AKİF ERSOY VE GELİBOLU ORATORYOLARI…
S.Ç: Atatürk ve Mehmetçik ile ilgili konularda hassasiyetiniz var biliyorum. Bu konularla ilgili davetlere ve katılıyorsunuz, etkinliklere katkı sağlıyorsunuz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
G.Ş.C: Ben şehit torunuyum aslında rahmetli Ali dedem yani Annemin dedesi şehit.
Hatta Ali dedem annesinin karnında 1 aylıkken babası yemene savaşa gidiyor ve geri dönmüyor. Rahmetli dedem çok ağlardı babasının olmayışına. Şehit düşmüş… “Ne olaydı ben de babamı bir defa göreydim ona sarılaydım kokusunu içime çekeydim.” der, ağlardı. Çok iyi bir babaydı kendisi de muharip gaziydi. 11 yıl askerlik yapmış. Gaziantep’in kurtuluşunda o zaman çok küçük bir çocukken katılmış savaşlara ve gencecik bir delikanlı olarak askerliğini bitirmiş. Bir de dedemin annesi tarafı Selanikli ve asker kökenli bir dedesi var.
S.Ç: Zaten yüz hatları da benziyor o taraflara…
G.Ş.C: Bunu herkes söylüyor ki zaten… Dedemin Atatürk ile olan anıları, savaş yıllarına ait anıları, seferberlik dönemleri ve yoklukla geçen yılların anıları ve askerlerin ve halkın dayanışma içinde yaşam savaşları da vermesi, içimde çok büyük bir yer kapladı ve beni çok etkiledi.
Ben hiç Çanakkale’yi görmedim ama dedemin anlattıklarıyla ve tarihi belgelerle sanki o zamanda yaşar gibi yazdım ilk oratoryom olan “ÇANAKKALE” ona bağlı olarak” MEHMET AKİF ERSOY” ve “GELİBOLU” yani 3’ledim bağlantılar kurarak kronolojik sırayla ve tarihi belgelerle yazdım. her biri de ayrı ayrı bakanlık düzeyinde sahnelendi ve tüm çalışmaları A’dan Z’ye gerek mutfak ve gerekse sahneleme alanlarında of bile demeden çalıştım.
Eğer bugün rahat bir nefes alarak, özgürce yaşıyorsak bunu önce ALLAH’a sonra önderimiz başkomutanımız ve başöğretmenimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’e onun silah arkadaşları ile adları, kimlikleri bilinmeyen milyonlarca vatan evladı Şehitlerimize, Gazilerimize borçluyuz.
Nurlarda uyusunlar inşallah.
Yaptığımız konserler ve etkinliklere hiç of bile demeden koşarak gidiyorum. Nefesimin bittiği ve gücümün yettiği son ana kadar devam etmeyi istiyorum. Ben hep kendimi devletime vefa borcum olduğunu düşünerek ürettim ve çalıştım.
S.Ç: Düşüncelerinize bende katılıyorum. Keşke daha çok işler yapma imkanımız olsa da değerlendirsek.
G.Ş.C: Evet çok haklısınız…
VAKFIN KURULUŞU, SENEDİ VE ÇALIŞMALARI
S.Ç: Veee geldik en önemli soruya. Şeyhanlı Eğitim Bilim Kültür Müzik ve Sanat Vakfı’nı tanıyalım mı, ne dersiniz?
G.Ş.C: Olur elbette. Vakfımız 28 Şubat 2019 tarihinde 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/88 K kararıyla tescillendi. 2 Mayıs 2019’da TBMM’nin onayı ile resmen kuruldu.
Daha öncesinde yani vakıf olmaya karar verdiğim 2017 yılı aralık ayında mahkeme ve vakıf senedi döneminden itibaren yardım ve vakıf çalışmalarına başladım.
Vakıf olmak özel bir durumdur. Bunun tabii ki bir temeli var. LÖSEV’e ve Çağdaş Yaşamı Destekleme derneklerinde gönüllü olarak ben ve öğrencilerim yıllarca çalıştık. Çok daha önceleri de okul ve çevreme yardımcı olmaya çalıştım. Sanırım temelleri çok eskiden beri atılan bir yapı oldu Vakfımız.
S.Ç: Yani yapılan her işin bir temeli olmalı, bu da yaptığınız çalışmaların ne kadar özverili olduğunu gösteriyor. Vakfınızın temel amacı nedir? Bildiğim kadarıyla vakfınızın bir üniversite projesi var ve siz toplum yararına çalışan bir vakıfsınız.
G.Ş.C: Bizim vakfımızın amacı üniversite ve eğitim kurumları kurmak, eğitim ve araştırmalar yapmak, gibi pek çok bilimsel, sanatsal ve eğitim üzerine vakıf senedi hazırlandı. Biz de bu amaçlarımız üzerine çalışmaya başladık. Şu an üniversite projemizin hazırlık aşamasındayız. Projelendirmemiz bitti şu an inşaata hazırlık aşamasındayız. Güçlü bir mühendislik ve mimarlık ekibimiz var.
S.Ç: Özel bir çalışma anladığım kadarıyla geniş kapsamlı olacak değil mi?
G.Ş.C: Evet aynen öyle. Ama şu an üzerinde çalıştığımız için birazcık beklemenizi istiyoruz.
SOSYAL MEDYA, REKLAM ARACIMIZ
S.Ç: Sosyal medyayı da çok etkili kullanıyorsunuz. Bunun şahıs olarak size ve kurumsal anlamda Vakfa yansımaları oluyor mu?
G.Ş.C: Elbette. Sosyal medya bizim reklam aracımız diyebilirim. Dünyanın her yerine bir tık ile ulaşmak ne kadar güzel bir şey. Teknolojiyi çok seviyorum dersem abartı olmaz değil mi?
Bütün çalışmalarımızı, heyecanımızı yaptığımız ve yapacağımız her şeyi tüm dünya ile paylaşmak muhteşem bir duygu.
S.Ç: Güzel bir gün oldu çok teşekkür ederiz. Son olarak söylemek isteğiniz şeyler varsa anlatın lütfen.
G.Ş.C: Geldiğiniz için ben çok teşekkür ederim. Her zaman bekleriz.


YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.