DOLAR 8,6697
EURO 10,3444
ALTIN 496,67
BIST 1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 27°C
Gök Gürültülü
Ankara
27°C
Gök Gürültülü
Per 28°C
Cum 29°C
Cts 29°C
Paz 30°C

Kendi kaleminden Betül ERDOĞAN

Küçük bir çocukken, sigara ve anason kokulu odada başladı edebiyat yolculuğum. Babam her akşam işten geldikten sonra ahşap masasına oturur, şiirler ve yerel gazetede kendisine verilen köşe için yazılar yazardı. Kendisini izlerken hep şöyle derdim: “Bir gün ben de mutlaka yazar olacağım!”

Kendi kaleminden Betül ERDOĞAN

GÜZELANKARAM GAZETESİ

Küçük bir çocukken, sigara ve anason kokulu odada başladı edebiyat yolculuğum. Babam her akşam işten geldikten sonra ahşap masasına oturur, şiirler ve yerel gazetede kendisine verilen köşe için yazılar yazardı. Kendisini izlerken hep şöyle derdim: “Bir gün ben de mutlaka yazar olacağım!”
Kendime verdiğim bu sözü aradan uzun yıllar geçtikten sonra hayata geçirdim. Spor eğitmenliğinden emekli olduktan sonra, spor derslerime gelen üyelerimin bana anlattıkları gerçek olayları (yıllarca not almıştım) onları toparlayarak her birini öykü haline getirip ilk kitabım olan, “Halkasız Köleler” i yazarak bir sosyal sorunu dile getirdim. İkinci kitabım, “Anılara Saygı Günü” ise memleketimin özlemiyle yanıp kavrulurken bir gün ana topraklarına gidip o günü de kendime “Anılara Saygı Günü” olarak adlandırıp her bir köşesini adım adım dolaşarak çocukluğumun ve genç kızlığımın geçtiği topraklarda anılarımı tek tek toparlayıp yazdım. Üçüncü kitabım, “Elbet Bir Gün Buluşacağız” isimli romanımda, kırk altı yıl önce yaşanmış gerçek bir aşk olayını Suzan Hanımın ağzından aktarılanları kaleme aldım. Dördüncü kitabım, “Şiirleri İçmek Aynı Kadehten” rahmetli babamın, gri plastik kaplı bir deftere el yazısıyla yazdığı şiirleri, ölümünden 45 yıl sonra hayata geçirmek istedim. Ve kendi şiirlerimle birleştirip bu kitabı yazdım. Beşinci kitabım ise, “Arev” Bir mübadele romanı. Gerçek bir olaydan çıkarak yazdığım bu roman okuyucularım tarafından çok beğenildi.

Hasibe Ayten’in kaleminden AREV

AREV, Betül Erdoğan’ın ikinci romanı. Daha önce anı/anlatı türü “Anılara Saygı Günü” ve “Halkasız Köleler” adlı öykü kitaplarını okumuştum. AREV’i de okumak istedim, evlere kapandığımız şu koronalı günlerde. İzan Yayınevi sahibi, şair Ahmet İzan’dan istedim. Yayınevinin yayınladığı kitaplardan bir düzine gönderdi. Sağ olsun. AREV, yalın bir Türkçeyle yazılmış. 1920 yıllarının acılı gecesi, mübadeleyi anlatıyor yazar. Ülkenin her yerinde, dil, din, ırk saplantısı olmadan, aynı toprakları seven, aynı dili konuşan, çocuklukları, gençlikleri bir arada yaşanan, insanların mübadele zorunluluğuna bırakılmasını, yaşadıkları acıları anlatıyor, Betül Erdoğan.
Kütahya’da, Gâvurlar Çıkmazı’nda yaşayan iki ailenin dramını okuyorsunuz. Mutlulukla mutsuzluk iç içe. Komşuluk bağları güçlü, sevgiyle örülü. Yemekleri, töreleri, yaşadıkları yerin atmosferi… Atalarından, gelen alışkanlıkları yaşadıkları şehirle, mahalle ile özdeşleşmiş. Zehra, çok küçük yaşta babasını, anasını yitirmiş. Halası sahip çıkmış üç yaşındaki Zehra’ya. 1920’ler, yoksulluğun, sayrılıkların kasıp kavurduğu, insanların genç yaşta göçüp gittikleri yıllardır. Zehra, evdeki işlerin çoğunu yapıyor, inekleri sığır çobanına her sabah teslim ediyordu. Daha 13 yaşındaydı, Mustafa ile karşılaştığında. 15 yaşında iken de evlendi. Gâvur Çıkmazı’nda, Rum ailelerle görüşüyorlar, birbirine gidip geliyorlardı. Yirmi yaşına yaklaşan Zehra’nın çocuğu olmuyordu. Mahalle ebelerine göstermek bir umar değildi. Doktora götürebilecek paraları yoktu, ailenin. Yoksulluk içinde yaşarlarken, ille de, doktora götürün diyemiyordu. Rum komşusu, arkadaşı Eleni ile aynı yaştaydılar. İkiz kardeş gibi birbirinden ayrılmıyorlardı. Kendi mutsuz çocukluğunu düşünüyor, çocuk özlemiyle, günleri mutsuz geçerken, Eleni, “Sana bir sır vereceğim Zehra, şimdilik kimse duymasın,” diyerek gebe olduğunu söylüyor. “Sevindiğini söylese de, hiç de sevmediği kıskançlık duygusunu yaşıyordu. Uykuları, günleri tedirgin geçmeye başlamıştı.. Zamanı gelince Eleni bir erkek bebek doğurdu. Zehra, bebeği ilk gördüğü an, kendisi doğurmuş gibi sevdi. Adını “Arev” koydular. Her gün, gidiyor, seviyordu çocuğu. Eleni de, Zehra’nın oğlunu sevmesinden her ana gibi mutluydu. Zorunlu mübadele başladığında, Zehra, Arev’den ayrılacağı için, ağlıyor, ağlıyordu. Eleni, eşi Adonis ile Kütahya’dan, doğduğu topraklardan, komşularından ayrılıyordu. Kara tren ile gideceklerdi. Zehra da onları uğurlamaya gitti. Tren’e binmişlerdi, Arev’i son kez sevmek için istedi. Kompartımanın penceresinden uzattı oğlunu Zehra’ya. Tam o sıra tren hareket etti. Eleni’nin sesi yankılandı çevrenlerde… Türkiye’ye gelen kuryelere, Arev’in öldüğünü söylediler.
Bir yıl kadar, Gâvurlar Çıkmazı’ndan ayrı yerde yaşadıktan sonra, kendisi doğurmuş gibi bir kimlikle, çocuğun adını İbrahim koydular. İbrahim, anne sevgisiyle büyüyordu da, babası Mustafa’nın sevgisinden yoksundu. Babasının ölümünden sonra, yaşlanan annesinin gerçeği kendisine, anlattığı an’a değin mutluydu.
Mutlu evliliği, iki oğlu, kendisini seven karısıyla yaşarken, anasını, babasını bulmak için, Yunanistan’a gider. Zehra, acılar, pişmanlıklar içindedir. Arev, kendisini doğuran annesini, biyolojik babasını bulmak için, yok yoksulluk içindeyken, heyecan, acı, özlem, merakla… Hiç bilmediği, görmediği Yunanistan’dadır.
Betül Erdoğan, Ninelerinden, dedelerinden dinlediği, peşine düştüğü romanı AREV’i başarıyla yazmış. O kitabını okurlarına ulaştırabilmenin heyecanını yaşarken biz koronavirüs yüzünden evlerde tutsak kaldık.
Kısaca değindim, kitabı elinizden bırakamadan okuyacaksınız. Betül Erdoğan, candan, dostluğuna güvenebileceğiniz bir güzel yazarımız. En kara gününüzde, Betül’ün sıcacık sesi, eli gülümsetir sizi. AREV’in yolu açık olsun, okuruyla buluşsun. Şu umarsız günlerimizde, arkadaşlarıma, dostlarıma ışıklı sevgilerimle, merhaba!

ETİKETLER: ,

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.