DOLAR 8,4705
EURO 10,2921
ALTIN 502,04
BIST 1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 29°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
29°C
Parçalı Bulutlu
Paz 25°C
Pts 24°C
Sal 29°C
Çar 28°C

Krizler ve Gerçekle Yüzleşme Becerisi

Atila Çınar
Makina Mühendisi Yenimahalle Kent Konseyi Başkanı
23.11.2020
A+
A-

Çoğu zaman, hasta olduğumuzda olağan olarak hekime başvururuz. Hekim genellikle, muayene sonucunda farkına varabildiği rahatsızlığın durumuna göre bazı tetkikler ister. Bu tetkikler, kimi zaman o güne kadar farkında olmadığımız, aklımıza bile getirmediğimiz zayıf yanlarımızı, bilimsel raporlarla ortaya çıkarır. Eğer gerçekten akılcı isek, önümüzdeki yılları daha güvenli ve sağlıklı yaşama iradesini gösterecek özgüvenimiz varsa, hekimlerin önerdiği tedaviye, bazen ağır operasyonlara razı geliriz. Yani zayıf yanlarımızı geçiştirmek, görmezden gelmek, çözümü zamana bırakmak, durumu idare etmeye çalışmak yerine önce onlarla yüzleşiriz. Sonra da, zayıf yanlarımızın daha güçlü hale gelmesi yani tedavi için her türlü olanağı değerlendirmeye çalışırız.
Her biri birer yaşayan organizma olan, küçük topluluklar veya daha büyük topluluklar, uluslar ve hatta tüm dünya için de durum böyle değil midir? Tam da, yaklaşık bir yıldır içinde olduğumuz durum gibi, olağan sıkıntıların üzerine beklenmeyen olağanüstü problemlerin ansızın geldiği bir dönemden geçiyoruz. Ekonomik kriz, deprem vb. problemler, konuşulan ve beklenen sorunlar iken, pandemi çok da beklenmeyen, ani gelen bir kalp krizi gibi toplumun yaşamına dahil oldu.
O halde, en büyüğünden en küçüğüne, yukarıda saymaya çalıştığımız tüm organizmalar bir testten geçmek zorundalar. Bilim, akıl ve mantık bunu söylüyor, hepimizi buna zorluyor. Tüm dünya, ülkemiz, şehirlerimiz, ilçelerimiz, iş yerlerimiz, üyesi olduğumuz kurum veya dernekler ve bir çatının altında yaşayan ailelerimiz, hepimiz zorlu ve beklenmeyen bir testten geçiyoruz.
Nasıl birey olarak zamanı ve yeri geldiğinde, her şeyi bir kenara bırakıp sağlığımızı düşündüğümüz, hekimler ne derse onu yapmaya çalıştığımız zamanlar oluyorsa, tüm bir toplum da bunu yapabilmeli. Toplumun da acil ve zorunlu olmayan tüm faaliyetleri, geçici bir süre için bir kenara bırakıp, sağlığını korumak için ‘kapanmaya’ ihtiyacı olabilir ve belli ki böyle bir dönemden geçiyoruz. Hiç bir şey bir canlının yaşamasından daha önemli olamayacağına göre, canlıların hayatta kalması için gereken ne varsa yapılmalı.
Hiç bir zaman geç değildir diye düşünerek, sormak ve konuşmak zorundayız: Çin’de ilk ortaya çıktığı günlerin üzerinden yaklaşık bir yılın geçtiği ‘covid 19 dönemi için bugünden geriye doğru baktığımızda ne görüyoruz? Bu süreçte hangi tetkikler yapıldı, ne tür önlemler tavsiye edildi, bunların ne kadarını uygulayabildik ve sonuç ne oldu? Elbette toplumun hayatta kalabilmesi için, eğitimin, üretimin, ulaşımın, iletişimin ve başka yaşamsal faaliyetlerin sürmesi gerekiyor. Ama hiç de yaşamsal olmayan, ertelenebilecek faaliyetlerin de ısrarla sürdürülmesi, önünde sonunda gelecek olan güzel günlerin gelişini ötelemiş olmuyor mu?
Basın ve sosyal medyada yer alan haberlere göre, Covid 19’un doğduğu yer olan Çin başta olmak üzere, bazı ülkelerin şu andaki durumu, başka bazı ülkelere göre daha iyi görünürken, aralarında ülkemizin de olduğu bazı ülkeler ise, ne yazık ki hız kesmeyen yeni dalgalarla başa çıkmak zorunda. Ülke olarak elbette bu testten başarıyla çıktığımızı görmeyi, bununla gurur duymayı, meydanlara çıkıp başarıyı kutlamayı o kadar çok istiyoruz ki. Biraz gecikerek de olsa bu kutlamaları yapacağımızı umuyoruz ve umudumuzu hiç bir zaman yitirmeyeceğiz.
Ancak bu kutlamaları hem hak etmek hem de mümkün olduğunca erken yapabilmek için her düzeyde kurum ve kişilere düşen görevler var. En önemli görev ise, sorunun yaşamsal bir sağlık sorunu olduğunu görmek, bu sorunla cesaretle yüzleşmek ve bilimsel tetkik ve raporların ışığında gerekli önlemleri hiç taviz vermeden almak olmalı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.