DOLAR 8,6553
EURO 10,1587
ALTIN 494,20
BIST 1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 23°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
23°C
Parçalı Bulutlu
Per 17°C
Cum 19°C
Cts 23°C
Paz 24°C

MÜYESSER YILDIZ İÇİN ANAYASA MAHKEMESİ ÖNÜNDE ÜÇÜNCÜ EYLEM

Sincan Cezaevinde tutuklu bulunan Gazeteci Müyesser Yıldız’ın arkadaşları, başvuruyu gündemine almayan Anayasa Mahkemesi’nin karşısında üçüncü kez sessiz eylem yaptı. Mesaj gönderen Müyesser Yıldız, “Hz. Ömerlere ihtiyacımız var derken, adalet timsali Hz. Ömer ve Hz. Ali’ye rahmetler okutmak neyin nesidir” dedi.

MÜYESSER YILDIZ İÇİN ANAYASA MAHKEMESİ ÖNÜNDE ÜÇÜNCÜ EYLEM
19.09.2020
A+
A-

Sincan Cezaevinde tutuklu bulunan Oda Tv Ankara Haber Müdürü Gazeteci Müyesser Yıldız’ın arkadaşları, başvuruyu gündemine almayan Anayasa Mahkemesi’nin karşısında üçüncü kez sessiz eylem yaptı. Mesaj gönderen Müyesser Yıldız, “Hz. Ömerlere ihtiyacımız var derken, adalet timsali Hz. Ömer ve Hz. Ali’ye rahmetler okutmak neyin nesidir” dedi.

Müyesser Yıldız’ın tutuklanmasını protesto etmek için Anayasa Mahkemesi karşısındaki Ahlatlıbel Atatürk Parkı’nda toplanan grup, AYM’nin, Yıldız’ın başvurusunu bir aydır gündeme almamasına tepki gösterdi. Eylem sonrası, Yıldız’ın sevdiği gibi çay ve simit eşliğinde piknik yapıldı. Sessizlik eylemine, Yıldız’ın eşi Naci Uğur ve oğlu İlim Uğur, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Kumpas Mağdurları Derneği (Kumpas-Der) Başkanı Ahmet Tatar, Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) eski Genel Başkanı emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş, emekli Korgeneral Atilla Kezek, TESUD Genel Başkan Yardımcısı Emekli Albay Hüsnü Şimşek, Tuğgeneral Cemalettin Bozdağ, Balyoz Şehidi Albay Murat Özenalp’in eşi Sema Özenalp, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi eski Başkanı Osman Kaçmaz, Vardiya Bizde Platformu Ankara şubesinden Ali İhsan Gönüldaş ve Ümit Gönüldaş katıldı. 

Eylemde, CHP’li Çakırözer, Yıldız’ın, Sincan Kapalı Cezaevi’nden CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca aracılığıyla ilettiği mesajı okudu. 

Yıldızın mesajı şöyle:

“Çok değerli vefalı dostlarım

Barış, Hülya ve Murat kardeşlerim ceza kesilerek tahliye edildi. Tabi ki çok sevindik. Sevindik ama unutmamamız gerekenler var: Gencecik insanlara, en verimli çağlarında ‘sizi hapislerde çürütürüz’ diyerek gözdağı vermek vahşetin ta kendisiydi. Tahliye bu gerçeği ortadan kaldırabilir mi?

Bu süreçte nelere gördük? İşlenmemiş bir suçtan tutuklandılar. Yolun yarısında sırf ağır cezada yargılayabilmek için ikinci bir suç icat ettiler. Bende de aynısı olmadı mı? Askeri casusluk gibi çok ciddi bir iddia ile gözaltına aldılar. Dördüncü gün bundan vazgeçip ‘devletin güvenliği’ dediler. Bunların anlamı şudur:

Ortada suç yok. Suç sayılan suç görülen bizatihi bizler ve bizim gibiler! Farklı düşündüğümüz farklı davrandığımız, ülkemiz ve çocuklarımız için güzel hayallerimiz olduğu için suçun ta kendisiyiz… O yüzden birilerinin gözünde, idam cezası olsa idamlık, olmadığı için şimdilik müebbetlik varlıklarız. İşte bu nedenle onlara işlemedikleri bir suçtan, olmayan delillerle ceza verdiler. Böylece cezanın kendisini suçun varlığının delili yaptılar.

Tanık olduklarımız ve yaşadıklarımızın evrensel hukukta kendi hukukumuzda yeri yok, biliyoruz. Ama İslam hukukunda da yok! Hatta Habur Çadır Hukukunda bile yoktu. Öyleyse bunlar neyin kimin hangi anlayışın ve çağın hukukudur? Hz. Ömerlere ihtiyacımız var derken, adalet timsali Hz. Ömer ve Hz. Ali’ye rahmetler okutmak neyin nesidir?

Artık FETÖ borsası gibi bir de adalet tarifesi var. İddianamemizin ne zaman yazılacağı, ne zaman tahliye edilip ne kadar ceza alacağımız en baştan belli. O yüzden biz ne yaparsak yapalım, hukuk adına hangi kapıyı çalarsak çalalım, yaprak kıpırdamıyor. Çünkü tarifede yazılı zamanın gelmesi bekleniyor. Bir yerlerde en başta kesilen ceza peşinen tahsil ediliyor. Bu şekilde bedenlerin gasp edilmesi rehin alınması bizatihi devlet eli ve imkanları ile gerçekleştirilen bir taciz, şiddet ve tehdit yöntemi değil midir?

İstenen ne biliyoruz: biat, yılgınlık, korku. Kendi adıma söyleyeceğim şudur: asla biat etmem, asla yılmam. Korkuya gelince evet korkarım. Ama zalimlerden ve zulümlerinden değil. Sadece bu toprakları bize vatan yapan atalarımızın, vatan mücadelesinde ülkemizin dört bir yanında vahşice katledilen bebelerimizin, kızlarımızın gelinlerimizin, cephede şehit düşen tıbbiyeli öğrencilerimizin, Kıbrıslı mücahitlerimizin, ASALA’nın kalleşçe katlettiği diplomatlarımızın bölücü terörle mücadelede şehit verdiğimiz evletlarımızın, yedi düvelin bu devlete reva gördüğü idam fermanını yırtıp ‘muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kandadır’ diyerek bizlere daimi mücadele görevi veren Mustafa Kemal Atatürk’ün ruhlarından, gazilerimizin ahlarından, bir de canım oğlumun ‘ülkemizin bu badireleri atlatması için sen ne yaptın’ diye hesap sormasından korkarım.

Son olarak sağlıklı yaşam için önerilen temizlik, maske mesafe üçlemesini sadece bu salgın günlerinde değil ömür boyu gerekli 4. şartı da ben eklemek isterim: illa ki Adalet!

Herkesi saygı sevgi ve özlemle kucaklıyorum.”


YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.