DOLAR 8,4365
EURO 10,2033
ALTIN 492,24
BIST 1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 30°C
Az Bulutlu
Ankara
30°C
Az Bulutlu
Cum 31°C
Cts 28°C
Paz 27°C
Pts 24°C

PROF. DR. NACİ GÖRÜR’DEN MARMARA DEPREMİ UYARISI: TÜRKİYE CUMHURİYETİ EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞINI YİTİRİR

İzmir’de yaşanan depremin ardından beklenen büyük Marmara depremi bir kez daha gündeme geldi. CHP’li 10 belediye başkanıyla birlikte katıldığı televizyon yayınında deprem gerçeğini değerlendiren Prof. Dr. Naci Görür, risk yönetiminin önemine değinerek, “Beklenen İstanbul depremi gelirse Türkiye Cumhuriyeti ekonomik bağımsızlığını yitirir” dedi.

PROF. DR. NACİ GÖRÜR’DEN MARMARA DEPREMİ UYARISI: TÜRKİYE CUMHURİYETİ EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞINI YİTİRİR
12.11.2020
A+
A-

İzmir’de yaşanan depremin ardından beklenen büyük Marmara depremi bir kez daha gündeme geldi. CHP’li 10 belediye başkanıyla birlikte katıldığı televizyon yayınında deprem gerçeğini değerlendiren Prof. Dr. Naci Görür, risk yönetiminin önemine değinerek, “Beklenen İstanbul depremi gelirse Türkiye Cumhuriyeti ekonomik bağımsızlığını yitirir” dedi.

Halk TV’de Şirin Payzın ile Deprem Özel programına Prof. Dr. Naci Görür ile İstanbul’un CHP’li 10 ilçe belediye başkanı katıldı.

Adalar Belediye Başkanı Erdem Gül, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli, Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Esenyurt Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt, Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı, Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç ve Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin’in konuk olarak katıldığı programda, deprem öncesi ve sonrasında neler yapılması gerektiğinden, mevcut yasaların yeterliliğine kadar pek çok konu hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.

Beklenen Marmara depremi hakkında soruları yanıtlayan Prof. Dr. Naci Görür ise risk yönetimi konusunda yerel yönetimlere olduğu kadar hükümete de büyük görevler düştüğünü belirterek, “Türk hükümetlerinin hemen hemen hiçbiri depremi ön plana almamış, yapılması gerekeni yeterince yapmamıştır” dedi.

10 BELEDİYLE BAŞKANI ANLATTI

Programın konuklarından belediye başkanları şu görüşleri dile getirdiler:

Adalar Belediye Başkanı Erdem Gül: Adalar küçük ve az nüfuslu. Binalarımız genel olarak eski. Kınalıada’da 5-8 kat arası binalar var. Deprem sonrası Adalar’ın sorunları var.

Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli: Her deprem olduğunda konuşuyoruz. Depremin nerede olduğunu vs. Konuşuyoruz ama bilim insanları depremin olacağını söylüyor. Bizim iki plansız mahallemiz var. O mahalleler dışında 11 bin 893 bina var. Bunları kabaca riskli olarak değerlendiriyoruz. 70 bin konutun yenilenmesi lazım.

Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu: İlçemizdeki binaların ortalama ömrü 53 yıl. Bakırköy’de yaklaşık 12 bin bina var. Bunların yüzde 4’ünün bir an önce yıkılması gerekiyor. Yaklaşık 7 yıldır 10 bloklu bir sitenin yıkımıyla ilgili hukuki mücadele veriyoruz. Riskli bina tespiti var.

Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık: Depremin yarın olmayacağının garantisi yok. 24 tane kanun, 11 tane yönetmelik var. Haftasonu Ankara bize misafirliğe gelse hepsini ağırlayabiliriz. Konut stoğu var.

Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün: Ya İstanbul’u depreme hazırlayacağız ya da 1 milyon mezar kazacağız. Yapı stoğuyla ilgili yapılması gerekenleri söyledik.

Esenyurt Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt: Yapı denetim firmaları çok yanlış yönlendirildi. Şimdi farklı bir şekilde belirleme oluyor. Şu ana kadar yapılan kontroller soru işareti.

Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı: Oturduğum binayı boşalttım. Bu binanın betonuna dokunduğunda beton dökülüyor. Beton içerisinde deniz kabuğu var, demir yok. Bu 35 yıllık bir bina. İzmir depreminde de betona dokunduğumuzda bu şekilde beton dökülüyordu.

Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi: Denizin içerisine insanlar binalar yapıyorsa, karada bu daha rahat oluyordur. Deprem asla popülizmi kaldırmaz. Bunun paydaşlarının olması lazım. Yerel yönetimlerin yetkileri artırılmalı. Ama gün geçtikçe yetkiler azaltılıyor. Vatandaş da bu işin içerisinde bulunmalı. 

Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç: İmar barışı çıkarıldı. Oradaki yanlışlıklar ortada. Bizim gecekondu bölgelerinde vatandaşa getireceği bir şey yok. Devlet birtakım yasalar çıkarmaya çalışıyor. Ama bunun için bir gayret yok. Bizler depremin ne zaman olacağını bilmiyoruz. Biz ‘ne yapmalıyız’ı sokakta bulmalıyız.

Şişli Başkanı Belediye Başkanı Muammer Keskin: Devlet, birtakım yasalar çıkarma gayretinde gözüküyor. Ortada çok büyük bir risk var. Siz bu riski azaltacak önlemler almak zorundasınız. Ama bu konuda bir çalışma yok. Riskli binayla barış olmaz. Bir de Cumhuriyet Halk Partisi imar barışını iptal ettirdi deniyor. Hayır, aslında bu yasayı çıkaranların içinde bulunduğu problemi çözmüş gibi oldu. Riskli binayla barışın bedeli insan hayatıyla ödenir. Bizim şu an 10 bin binamız daha önceki yıllarda yapılmış. Riskli binalar var. Biz vatandaşlarımızı hemen boşaltamıyoruz. Birçok insan Şişli’yi kentin merkezi olarak algılar. Ama bizim bazı mahallelerimiz içler acısı. Yurttaşların bize yardımcı olması lazım. Onlarla birlikte kentsel dönüşüm stratejisi hazırlanmalı. Bazı mahallelerde yapı-imar eksikliği var. Toplanma ve barınma için AFAD bir yer gösteriyor, Teşvikiye’de gösterilen alana ulaşmak imkansız. Ulaştıktan sonra da 1 gün durabilirsiniz.

“DEPREM KONUSU KONUŞULMASIN İSTİYORLAR”

Programda belediye başkanlarını ve vatandaşın sorularını yanıtlayan yerbilimci Prof. Dr. Naci Görür ise risk yönetimi konusunda merkezi hükümet, yerel yönetim ve vatandaşlara düşen görevleri bir bir sıraladı. “Türk hükümetlerinin hemen hemen hiçbiri depremi ön plana almamış, yapılması gerekeni yeterince yapmamıştır” diyen Görür konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türk hükümetlerinin depreme bakış açısı şu: ‘Deprem olsun, biz gideriz, halkı toplarız, başsağlığı dileriz, Allah’tan geldi bu tehlike yapacak bir şey yok deriz, ölenlere Allah’tan rahmet dileriz. Sizi aç, susuz bırakmayacağız, hükümet güçlüdür, yaralarınızı saracağız deriz.’ Bu güzel bir şey ama testi kırıldıktan sonra hükümetin olaya müdahale ettiğinin göstergesi. Günümüzde deprem afet yönetimi önemlidir. Deprem olmadan önce gereken yapılmalı ki ölenlerin sayısını azaltabilelim. Bu, bilgi toplumlarında, bilim toplumlarında mümkündür. Deprem öncesi çalışmalarına kısaca risk yönetimi deniyor. Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin hiçbirinin bu konuda bir talebi olmamıştır. Aksine, bu konu hiç konuşulmasın istiyorlar. Bir deprem olsun o zaman gereken yapılır diye bakılıyor. Türkiye Cumhuriyeti yönetimleri, risk yönetimini talep etmiyorlar. Bu nedenle deprem öncesinde herhangi bir çalışma yapmak yerine bir sonraki seçimde yeniden kazanmak için çalışma yapıyorlar. Biz yönetimlerimizden risk yönetimine tabi olmalarını, olası bir deprem durumunda ölü sayısını azaltacak çalışmalar yapmalarını bekliyoruz.”

“YAPSATÇILARA RUHSAT VERMEYİN”

Deprem öncesi alınacak önlemler konusunda yerel yönetimlere de büyük görevler düştüğünü belirten Prof. Dr. Naci Görür, “İstanbul’da, deprem beklenen bir kentte hiç yapılmaması gereken şey nüfus yoğunluğunu veya bina yoğunluğunu artırmaktır. Depreme hazırlanmanın en temel prensipleri budur. Yapsatçılara ruhsat vermeyeceksiniz. İhtiyaca binaen bina yapılabilir. Ama sizin bir ruhsat vermeme yetkiniz varsa bunu kullanacaksınız. Aynı şekilde fabrika kuracağım diyene de ruhsat vermeyeceksiniz. Öyle bir talebi varsa buyursun Anadolu’ya gitsin. Bizim en büyük projemiz İstanbul’dan Anadolu’ya göçü sağlamak olur. Ama tam aksi yapılıyor. Arsa geliştirmeye asla müsaade etmeyeceksiniz. Arsalarda rant yaratmayacaksınız, buna müsaade etmeyeceksiniz. Belediyelerin, binaların başlangıcından sonuna kadar ciddi anlamda denetim ve gözetim yapması lazım. Binalara deprem güvenliği kimlik kartları hazırlanmalı. Çünkü insanlar artık ev alırken de korkuyor, kiraya giderken de korkuyor” diye konuştu.

“HALK, DEPREM GÜVENLİĞİ HAKKINDA HİÇBİR ŞEY YAPMIYOR”

“Bizim milletimiz korkuyorum diyor ama maalesef bir bilgi toplumu gibi kendine yakışan davranışları yok” diyen Görür, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Önce ağlayıp üzülüyor, on gün sonra aynı koşullarda, hiçbir şey değişmediği halde rahatlıkla hayata devam ediyoruz. Buradan sesleniyorum. Halkın iradesinden daha üstün bir irade yok. O zaman bu kadar yüksek iradeye sahip bir halk neden kendini yönetenlerden can güvenliği konusunda ısrarcı olmaz? 99’da 20 bin kişi öldü. O günden bu yana kaç tane yerel seçim ya da merkezi seçim geçti. Hangi seçimde halkın pankartlarla meydanlarda çıkıp ‘Depremde can güvenliğimizi sağlayın’ dediğini gördünüz? Bu halkın kendi can güvenliği için demokratik yollardan örgütlendiğini gördünüz mü? Bu halk deprem güvenliği hakkında bir şey yapmıyor. Deprem programını seçimlerde önünüze getirmeyen partilere oy vermeyin. Siyasetçiden ne istediğini söyleyeceksin ki o da halkın nabzına göre hareket +etsin.”

TÜRKİYE EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞIN YİTİRİR

Kentin bileşenlerini, halk, yönetim, altyapı, çevre, yapı stoku ve ekonomi olarak sıralayan Görür konuşmasının sonunda, şunları dile getirdi:

“Önce halkı bilinçlendireceksiniz deprem konusunda. Yönetimlerin kendileri de eğitilecek. Bir belediye başkanı veya bir vali afet yönetimini bilecek, risk yönetimini bilecek. Bunun yollarını bilecek. Risk yönetimini bilmeyen bir yönetici nasıl o karmaşanın içerisine girecek? Üçüncüsü altyapı. Kentsel dönüşüm sadece binaları yapmak değildir. Bütün bu altyapının elden geçmesi gerekir. Yapı stokunun da ciddi bir şekilde incelenmesi, envanterinin çıkarılması gerekir. Sürekli yıkıp yapmak gibi bir mantık yok. Deprem en büyük çevre felaketi. Her bir ilçede atık maddeler ortaya çıkacak. Patlayıcı, toksin maddeler, inşaat atıkları gibi. Eğer bunlar usulüne göre bertaraf edilmezse burada başlayacak kimyasal olaylarla meydana gelecek ağır metaller ve diğer kirleticiler suya, havaya, toprağa karışıp besin zinciri vasıtasıyla tekrar bize gelecek. Bunların nasıl geri dönüşümü yapılacak, nasıl ekonomiye kazandırılacak bu konu belediyelerin görevi. Bir başka bileşen de ekonomi. Beklenen İstanbul depremi gelirse Türkiye Cumhuriyeti ekonomik bağımsızlığını yitirir. Siz duydunuz mu bizim iş insanlarının; iş gücü kaybımızın, ekipman kaybımızın, üretim tesislerinin kaybının önlenmesi konusunda konuştuğunu? Sadece kentsel dönüşüm değil, yapı stoku değil bu saydığımız her şeyi depreme dayanıklı hale getirmelisiniz. Deprem odaklı kentsel dönüşüm can güvenliğimizi sağlamanın en birinci yolu.” 


YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.