DOLAR 16,7832
EURO 17,4971
ALTIN 976,05
BIST 2.443,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 27°C
Açık
Ankara
27°C
Açık
Pts 27°C
Sal 29°C
Çar 30°C
Per 29°C

Şimdi Bizim Ormanlarımız Yanıyor Ya…

Atila Çınar
Makina Mühendisi Yenimahalle Kent Konseyi Başkanı
05.08.2021
A+
A-

Şimdi bizim ormanlarımız yanıyorken söndürme uçaklarımız bakımsızlık ya da uçuracak kimse olmadığından hangarlardan çıkamıyor ya… Ben bu yazıyı, kurtuluş savaşından yeni çıkmış, onca yokluk ve yoksulluk içindeyken, çelik yapmış, uçak yapmış, rüzgar tüneli inşa etmiş, otomobil ve roket yapmış ama hep ihanete uğramış bütün yurtsever meslek büyüklerim için yazıyorum.
İçinde bulunduğumuz günlerde birçok insan şu soruyu daha fazla sormaya başladı: Ne oldu bize ve bu ne zaman oldu? Bu soruya yanıt verememenin acısını yaşayarak yanan her bir ağaçla, her bir börtü böcekle hepimiz yeniden yeniden yanıyoruz.
Oysa üzerinde yaşadığımız topraklar üzerinde umut hiç eksik olmamış. Özellikle kurtuluş savaşının ardındanbaşlayan dönemde, her türlü yanlış, ihanet ve eziyete karşın bir nehir akıp durmuş, bu nehri besleyen kollar da hep olmuş.
Anadolu yarımadasında akıp giden bu nehri anlatan hikayeler, destanlar, türküler, romanlarla yetiştik. Bu türkülerin en güzellerinden birini yıllardır dinleriz:
Bu aşk bende akar gider hep akar gider
Köpük gibi çağlayarak bir nehir gibi…
Kurtuluş savaşının, yokluk ve yoksulluğunu, kanı ve ateşi görmüş kadroları savaşın hemen ardından bir an bile beklemeden geç kalınmış çelik çağını yakalamak istemişler örneğin. Bunun için, o zamanların dört haneli köyü Kırıkkale’de, Sakarya Muharebesi’nde aldığı mermi hala kafatasında duran yüzbaşı ile Cumhuriyet’in ilk mühendislerinden Selahattin Şambaşoğluve arkadaşları çelik üretmeye girişmişler.Daha sonra ülkenin NATO’ya sokulmasıyla girişilen sanayileşme hamlesinin yarım kalacağını hiç akıllarına getirmedennehre akmaya çalışmışlar.
Cumhuriyet’e kol kanat gerenler eğitim seferberliği başlatıp köy enstitülerini kurmuşlar. Hasan Ali Yücel, Hakkı Tonguç ve arkadaşları nehrin köpük gibi çağlayan akışı durmasın diye gecelerini gündüzlerine katmışlar. Bu yarım kalmış aydınlanma devriminin talebeleri, köy enstitülüler, ülkenin her tarafına akıp durmuşlar yıllarca.
Y. Müh. Emin Bozoğlu ve çalışma arkadaşları, tam da zamanında, mucize sayılacak bir süredeotomobil tasarlayıp nehrin yeniden bentlerini yıkarak akması için uğraşmışlar. Gencecik insanlardı, kim bilir, hiç akıllarına bile gelmedi bir ihanet şebekesinin umutlarını yok edeceğini.
Dünyada 68 rüzgarının estiği, demokrasi ve özgürlük isteklerinin yayıldığı zamanda, bu toprakların insanı yine kayıtsız kalmamış. Çünkü nehir akıyormuş bir kere. Dünya bugün içinde bulunduğumuz duruma gelmesin, insanlığın geleceği aydınlık olsun diye yollara düşenlere katılmış bizimkiler de. Samsun’dan Ankara’ya ‘Tam Bağımsız Türkiye İçin Mustafa Kemal Yürüyüşü’nü başlatanlar da nehri coşturmak isteyenlerdi. Tam o sırada, yakın zamanlarda kaybettiğimiz Nuri Saryal Hoca asistan ve öğrencileri ile birlikte günde 20 saate yakın çalışarak ODTÜ’nde ülkenin ilk roketi ORDOT’u yapmak için çabalıyormuş. İlk roketleri yapıp uçurduktan birkaç ay sonra, bir karşı kara propaganda ile projesine desteğin kesileceğini aklına bile getirmeden.
Sonra 68’lilerin kardeşleri 78’lilerdur demek istediler karşı devrimcilere. Çoğu üniversite eğitimi alan, yurtsever bir kuşak ile yeniden coşacaktınehir. Ama birçoğu öldürüldü, sakat bırakıldı, yıllarca cezaevlerinde çürütüldü.Bir kez daha, üstelik de güçlü bir set çekildi nehrin önüne.
Şimdi bütün bunlardan sonra bu nehir durdu mu, durur mu nehir? Eğer Anadolu türküsünü söyleyebiliyorsa,‘bu aşk bende akar gider hep akar gider…’ diyebiliyorsa nehir de akıp gidecek, hiçbirimiz başımızı eğmeyelim.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.