DOLAR 7,1781
EURO 8,7217
ALTIN 415,19
BIST 1.483
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 13°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
13°C
Parçalı Bulutlu
Per 11°C
Cum 12°C
Cts 15°C
Paz 12°C

SON 50 YILDA CANLI POPÜLASYONLARI YÜZDE 68 AZALDI

Dünya genelinde, son 50 yılda canlı türlerinin popülasyonlarının yüzde 68 azaldıği tahmin ediliyor. Biyolojik çeşitlilikte görülen ortalamada ise üçte iki oranında azalış tespit edildi. Yaşayan Gezegen Endeksi raporuna göre, yaban hayatı ve canlı popülasyonları, insan kaynaklı riskler nedeniyle ciddi tehlike altında.

SON 50 YILDA CANLI POPÜLASYONLARI YÜZDE 68 AZALDI
11.09.2020
10
A+
A-

WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) ve Londra Zooloji Derneği’nin (ZSL) iki yılda bir hazırladığı Yaşayan Gezegen serisinin 2020 Yaşayan Gezegen Raporu yayımlandı. 13.’sü yayımlanan rapora göre, Covid-19 gibi hayvan kaynaklı hastalıkların ortaya çıkışında da etkili olan çevre sorunları, yarım asırdan daha kısa bir sürede, dünya genelinde memeli, kuş, çift yaşamlı, sürüngen ve balık popülasyonlarının ortalama üçte iki azalmasına yol açtı.

Londra Zooloji Derneği tarafından sunulan Yaşayan Gezegen Endeksi (YGE), dünyanın salgınlara karşı kırılganlığını artıran doğa tahribatı ve yaban hayvanlarının yasadışı veya kontrolsüz ticareti gibi etkenlerin, aynı zamanda 1970 ve 2016 yılları arasında omurgalı türlerin küresel popülasyonlarındaki ortalama yüzde 68’lik düşüşün arkasındaki başlıca nedenler olduğunu gösteriyor.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de doğal alanlar ve tür popülasyonları hızla kayboluyor. Örneğin, Ereğli ve Hotamış Sazlıkları, Seyfe, Tersakan ve Eşmekaya gölleri olmak üzere Anadolu’daki pek çok göl son 20 yıl içinde kurudu. Acil önlem alınmadığı takdirde Tuz Gölü, Beyşehir, Eğirdir, Akşehir, Burdur, Eber, Kulu Gölü ve diğerleri de bu tehlike ile karşı karşıya. Büyük Menderes, Gediz, Ergene gibi Türkiye’nin önemli akarsuları da her geçen gün biraz daha kirlenerek doğal yaşam için elverişsiz hale geliyor. Son 30 yıl içinde İstanbul’un ormanları çeşitli nedenlerle yüzde 17,5 azaldı. Son günlerde ülke genelinde sıklaşan orman yangınları yalnızca ağaçları değil burada yaşayan canlı popülasyonlarını da olumsuz etkiliyor. Türkiye’de biyoçeşitlilik açısından çok zengin bozkır ekosistemleri aşırı otlatma ve erozyon riskiyle karşı karşıya.

KARALARDAKİ DÜŞÜŞÜN ANA NEDENİ: DOĞAL ALANLARIN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ

Yaban hayatı popülasyonlarının bolluğundaki eğilimleri takip eden Yaşayan Gezegen Endeksi’nden hareketle hazırlanan 2020 Yaşayan Gezegen Raporu’nda doğal hayatın durumu 125’ten fazla uzmanın katkılarıyla değerlendirildi. Rapor, dünya genelinde karasal türlerin popülasyonlarındaki keskin düşüşün ana sebebinin, doğal yaşam alanlarının, tarım alanlarına dönüştürülerek yok olması ve bozulması (ormansızlaşma, sulak alan kaybı gibi) olduğunu gösteriyor.

TATLI SU HABİTATLARINDAKİ YABAN HAYATI POPÜLASYONLARINDA YÜZDE 84 DÜŞÜŞ

1970 – 2016 yılları arasında 4 bin 392 omurgalı türünün 20 bin 811  popülasyonunu izleyen YGE, tatlı su habitatlarında bulunan yaban hayatı popülasyonlarının yüzde 84’lük bir düşüş yaşadığını gösteriyor. Yılda yüzde 4’e karşılık gelen bu oran, bir habitat türünün ortalama popülasyonunda görülen en keskin düşüş. Örneğin, Çin’in Yangtze Nehri’nde yumurtlama dönemindeki mersin balığı popülasyonu, akarsu üzerine inşa edilen baraj nedeniyle 1982 ve 2015 yılları arasında yüzde 97 oranında azalmış durumda.

‘GİDİŞATI TERSİNE ÇEVİRMEK İÇİN BENZERSİZ BİR ORTAK HAREKET BAŞLATMALIYIZ’

WWF Küresel Direktörü Marco Lambertini “2020 Yaşayan Gezegen Raporu, insanlığın neden olduğu doğa yıkımının sadece yaban hayatı popülasyonları üzerinde değil, aynı zamanda kendi sağlığımız ve hayatımızın tüm yönleri üzerinde de felakete varan etkilere yol açtığını açıkça ortaya koyuyor” dedi: “Kanıtları görmezden gelemeyiz; yaban hayatı popülasyonlarındaki bu ciddi düşüş, doğadaki düzenin bozulduğuna ve doğal sistemlerin çökmesiyle birlikte dünyamız için alarm zillerinin çaldığına dair önemli bir kanıt. Yaban hayatının her noktasındaki azalma -denizlerimiz ve nehirlerimizdeki balıklardan tarımsal üretimimizde önemli bir role sahip arılara kadar- beslenmemizi, gıda güvenliğimizi ve milyarlarca insanın geçim kaynaklarını doğrudan etkilemekte.”

Lambertini bu bağlantıdan hareketle biyolojik çeşitlilikteki azalma eğilimini tersine çevirmenin aciliyetine de dikkat çekti: “Küresel bir salgının ortasında olduğumuzu bilerek, on yıl içinde biyolojik çeşitlilik ve yaban hayatı kayıplarını durdurmak ve gidişatı tersine çevirmek için eşi görülmemiş ortak bir hareket başlatmamız gerekiyor. Zamanımız daralıyor. Geleceğimizi, sağlığımızı ve kaynaklarımızı koruma altına almak, her dakika daha büyük önem kazanıyor.”

TERRY: ‘YÜZDE 68’LİK BİR DÜŞÜŞ FELAKET DEMEK’

Londra Zooloji Derneği Doğa Koruma Direktörü Andew Terry, “Yaşayan Gezegen Endeksi’nin küresel biyoçeşitliliği ölçen en kapsamlı araçlardan biri olduğunu belirterek “Son 50 yılda ortalama yüzde 68’lik bir düşüş felaket demek ve insan faaliyetlerinin doğal dünyaya verdiği zararın açık bir kanıtı. Eğer bu şekilde devam edersek popülasyonlar azalmaya devam edecek, doğal hayat yok olmaya sürüklenecek ve hepimizin bağlı olduğu ekosistemlerin bütünlüğü tehlikeye girecek. Öte yandan, koruma çalışmalarının işe yaradığını ve türlerin yok olmanın eşiğinden geri döndürülebileceğini de biliyoruz. Kararlılık, yatırım ve uzmanlık ile bu gidişat tersine çevrilebilir” dedi.

2020 Yaşayan Gezegen Raporu, dünyadaki doğal alan kaybını önlemek için gerekli çaba gösterilmediği takdirde küresel biyolojik çeşitliliğin azalmaya devam edeceğini gösteren öncü bir modelleme de içeriyor. WWF ile 40’tan fazla sivil toplum kuruluşu ve akademik kurumun ortaklaşa yazdığı modelleme bugün (10 Eylül) Nature’da yayınlanan “Biyolojik Çeşitlilikteki Düşüş Eğilimini Tersine Çevirmek için Bütünsel Bir Strateji Gereklidir” başlıklı makaleye dayanıyor. Modelleme, insan kaynaklı doğa kaybını durdurmanın ve biyoçeşitlilikteki düşüş eğilimi tersine çevirmenin ancak daha cesur ve daha iddialı koruma çabaları benimsenirse ve gıda üretim ve tüketimimizde köklü değişiklikler yapılırsa mümkün olacağını gösteriyor. Modelleme,  önlemlerin tek tek değil birlikte uygulanmasıyla, doğal habitatlar üzerindeki baskıların daha hızlı bir şekilde hafifletilebileceğini gösteriyor.

BM GENEL KURULU ÖNCESİNDE DÜNYA LİDERLERİNE ÇAĞRI

2020 Yaşayan Gezegen Raporu, 15-30 Eylül 2020 tarihlerinde Türkiye’nin başkanlığında dünya liderlerinin katılımıyla düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 75. Oturumu öncesinde yayınlandı. Oturum kapsamında dünya liderlerinin, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, Paris Anlaşması ve Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (CBD) başlıklarında kaydedilen ilerlemeyi gözden geçirmesi beklenen Biyolojik Çeşitlilik Zirvesi de düzenlenecek. WWF 2020 sonrasına yönelik eylem planlarının görüşüleceği bu zirvede ‘Doğa ve İnsan için Yeni Bir Başlangıç’ yapmaları için dünya liderlerine çağrıda bulunuyor.

WWF-TÜRKİYE: “ÜLKEMİZDE KORUNAN ALANLARIN ORANI YÜZDE 30’A ULAŞMALI”

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Bayar “doğanın bugünkü ve gelecek kuşakların ihtiyaç duyduğu kaynakları karşılayabilmesi için onarılması yönünde umutlanacaksak, Yaşayan Gezegen Raporu dünya liderleri için eşsiz kanıtlar sunuyor” dedi. Bayar ayrıca şu uyarılarda bulundu: “Doğaya yapılacak en karlı yatırım, eldeki biyolojik çeşitliliğin, nadir ve tehdit altındaki türlerin, canlı popülasyonlarının ve doğal alanların koruma altına alınmasını sağlamak. Ülkemizde halen yüzde 8,7 seviyesindeki korunan alanlarımızın 2030 küresel hedefi olan % 30 seviyesine çıkarılması için 2020 yılı sona ermeden gerekli adımları atmalıyız. Ancak biyolojik çeşitlilikteki düşüş eğilimini tersine çevirmek için doğa koruma çalışmaları yetmez: Bunun yanı sıra başka alanlarda da atılması gereken adımlar var. Tarım, hayvancılık, sanayi, enerji, ormancılık, madencilik, turizm, şehircilik dahil bütün sektörleri çevresel açıdan daha sürdürülebilir hale getirmek, ve bu sektörlerin faaliyetlerinden kaynaklanan biyoçeşitlilik kayıplarını en aza indirmek için acilen harekete geçmemiz gerekiyor”. Uğur Bayar, Yaşayan Gezegen Raporu’nun doğanın, yaban hayatı, bitki ve böcek popülasyonları ve insanlar ile birlikte var olmasını sağlayacak “Yeni bir başlangıç” yapılmasının anahtarı olabileceğini belirterek “Yeni bir başlangıca her zamankinden daha çok ihtiyacımız var” dedi.


YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.