DOLAR 13,0691
EURO 14,8758
ALTIN 754,45
BIST 1.804
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 17°C
Yağışlı
Ankara
17°C
Yağışlı
Çar 5°C
Per 8°C
Cum 12°C
Cts 10°C

YANGININ SICAĞI YÜZÜMÜZÜ YALIYOR

Mete Özbaş
Yenimahalle Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi
01.02.2021
A+
A-

Herkesin yaşadığı yerden ya da toplumdan şikayet ettiği bir düzendeyiz. Kimse kimseyi beğenmiyor. Kimse yönetimi beğenmiyor, ilginçtir kimse muhalefeti de beğenmiyor. Ülkemizin sorunlarını herkes konuşuyor; mahalle kahvesinde, parkta, hastanede muayene sırası beklerken, hatta ucuza ekmek alabilmek için kuyruk beklerken, çarşıda, pazarda…
Yaşadığımız toplum düzenini sorgulayan JoséSaramago, Körlük romanında; adı bilinmeyen bir ülkede ansızın kör olan bir adam ve bütün ülkeye yayılan körlük salgınını anlatıyor. Ülkede hayal edilemeyecek bir kaos, pislik, açlık ve zorbalık hüküm sürüyor. Yaşam duruyor ve insanların tek çabası, ne pahasına olursa olsun hayatta kalmak oluyor. Romanda insanın karanlık yüzü sergileniyor.
Yaşadığımız döneme baktığımızda ülkemizde yaşananlara tepkisiz, benim karnım doysun da kim ne yaparsa yapsın anlayışının hakim olduğunu görüyoruz. Toplumun tamamı olmasa bile bir kısmı kör olmuş. Özellikle pandemi döneminde esnaf, çiftçi, sanatçı, işsizler, yaşlılar, sağlıkçılar, eğitimciler gibi toplumun zorluk yaşadığı halde ayakta kalmaya çalışan kesimlerine karşı kör olduk. Zannediyoruz ki onları görmediğimiz zaman, sorunlarını görmediğimiz, duymadığımız zaman her şey yolunda gidiyor.
“ Körlerden birine “özgürsün” diyorlar, onu dış dünyadan ayıran kapı açılıyor. Git haydi özgürsün diyoruz tekrar, o yerinden kıpırdamıyor, sokağın ortasında hareketsiz duruyor. O da ötekilerde duruyorlar, korkuyorlar, nereye gideceklerini bilemiyorlar. Çünkü rasyonel bir labirent olan akıl hastanesinde (böyle tanımlanıyor orası), yaşamak ile önümüzde bir rehber olmadan yada bir köpeğin tasmasını tutmadan aklını kaybetmiş bir şehrin labirentine, sadece mekânları belirleyip oraya götüren yolları gösteremediği için belleğin işe yaramadığı o labirentin içine girmeyi göze almak arasında bir kıyaslama yapamıyorlar(Saramago).“
Şikayet ettiğimiz toplum bizlerden oluşuyor. Çözüme katkısı olmayan herkes, aslında şikayet ettiği sorunların bir parçası. “Bir baştan bir başa tutuşmuş yanan binanın önünde dikilmiş duruyorlar (Saramago). “Hadi sen çöz denildiğinde insanlar geriye çekiliyor ve çözümü hep başkasından bekliyor. Oysa herkesin yapabileceği bir şeyler mutlaka var. Bunun için çalışabileceğiniz size uygun bir sivil toplum örgütü mutlaka var. Çoğumuz gezindiğimiz sosyal paylaşım gruplarında bireysel çabalara rastlıyoruz; kimisi tableti olmayan çocuklar için çabalıyor, kimisi işsiz kalan komşusuna iş arıyor, kimisi de bunu bireysel değil örgütlenip dernekleşerek projeler başlatarak çözmeye çalışıyor.
Derdimiz sadece karnımızı doyurmak olmasın. Gözümüzü kulağımızı kapattığımızda sorunlar yok olmuyor. Hepimiz toplumun parçasıysak, çözümün de parçası olmalıyız. Yaşadığımız toplum için yapabileceğiniz bir şeyler var.
Alevler küçüldü, ay yeniden ortalığı aydınlatıyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.