DOLAR 8,4507
EURO 10,2615
ALTIN 498,88
BIST 1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 30°C
Az Bulutlu
Ankara
30°C
Az Bulutlu
Cts 30°C
Paz 26°C
Pts 24°C
Sal 29°C

ZEYNEP YENEN’İN ADAM, KADIN VE ÇOCUK VİTRİN ÖNÜ ÖYKÜLERİ

Zeynep Yenen’in her üç kitabında da öykülerinin başında kullandığı tekrar cümlesi bir izlek olarak karşımıza çıkar. Yazarın her üç kitabında yer alan toplam yüz öyküde aynı giriş tarzına bugüne kadar hiçbir yazarın öyküsünde rastlanmamıştır. Her üç öykü kitabında “Adam”, “Kadın” ve “Çocuk” olmak üzere sadece ilk cümlenin öznesi değiştirilmiştir. “… vitrinin önünde duruyordu. Birbirinden şık kıyafetlerden birini beğenmiş olacak ki cama iyice yaklaştı. Evet şu kırmızı-siyahlı olan tam istediği gibiydi. Elini cebine attı.”

ZEYNEP YENEN’İN ADAM, KADIN VE ÇOCUK VİTRİN ÖNÜ ÖYKÜLERİ

Emin Onuş, Girne Amerikan Üniversitesi, Öğretim Üyesi. Kıbrıs Türk Edebiyatı Tarihi, Cilt 5’ ten kısım, sayfa 361-370. 2019

Zeynep Yenen’in her üç kitabında da öykülerinin başında kullandığı tekrar cümlesi bir izlek olarak karşımıza çıkar. Yazarın her üç kitabında yer alan toplam yüz öyküde aynı giriş tarzına bugüne kadar hiçbir yazarın öyküsünde rastlanmamıştır. Her üç öykü kitabında “Adam”, “Kadın” ve “Çocuk” olmak üzere sadece ilk cümlenin öznesi değiştirilmiştir.  “… vitrinin önünde duruyordu. Birbirinden şık kıyafetlerden birini beğenmiş olacak ki cama iyice yaklaştı. Evet şu kırmızı-siyahlı olan tam istediği gibiydi. Elini cebine attı.”

Zeynep Yenen’in öyküleri küçürek tarzı kısa modern hikayelerden oluşmaktadır. Kimi öykülerinde zaman, geriye dönüşler, buna bağlı olarak iç çatışma sorgulama ve eleştiri gibi teknikler de postmodernizmin kurallarına uygun olarak işlenmiştir. Yenen’in sorgulayıcı eleştirel tavrı da bir alt motif olan hicvi ihtiva etmektedir ve öyküleri genellikle toplumun sorunları ile ilgilidir. Bu açıdan onun öykülerini gerçekçi bağlamda değerlendirmek hiç de yanlış olmaz.

Yazar okuyucuyu zorlayan modern estetik tarzda metafor ve imgelere dayalı kapalı bir anlatım tekniğini tercih etmektedir. Her üç kitapta kurguladığı toplam yüz öykü birbirinden farklıdır. Her öyküsü ile okuyucuda adeta bir merak havası yaratır. Birçok öyküsünde sorgulama yöntemine gider, adam, kadın ve çocuktan yola çıkarak toplum içindeki yerlerini sorgular. Öykülerinde okuyucu farklı uzam ve mekanlara gitmekte, ele alınan konularla kimi zaman düşünmekte, kimi zaman empati kurmaktadır.

BİR VİTRİNİN ÖNÜNDEN, BİR KIRMIZI SİYAH ELBİSEDEN YOLA ÇIKARAKFARKLI YAŞAMLARA AÇILAN PENCERELER

Yazar Hatice Günday Şahman

Sadece ilk cümlenin öznesi değişir. Adam, Kadın ve Çocuk olarak. Ve okuru asıl heyecanlandıran bu girişten sonra başlar. Başlangıç noktası ortak olan vitrinin önünden, kırmızı elbisenin peşinden hangi yaşamlara uzanacaktır öykü. Bu örneğine sıkça rastlamayacağımız bir kurgulama tekniği ve yazarımız bu tekniği başarıyla kullanmış. Yaşamda yan yana gelemeyecek, yolları kesişemeyecek insanlar ve öyküleri aynı evrende buluşturmuş yazarımız.

Her biri farklı bir tarzda olsa da öykülerine topluca bakıldığında Zeynep Yenen’in, erkek, kadın ya da çocuk ayrımı gözetmeksizin toplumu oluşturan bireyleri ve toplumsal olguları yansız ve bilinçli bir şekilde gözlemlediğini ve bunları kurmaca sanatının imkânlarını kullanarak öykülerine özenli bir şekilde aktardığını söyleyebiliriz.

Yazarın çağına tanıklığı, kalemini vicdanın sesiyle kullandığına tanık oluyoruz “Çocuk Vitrinin Önünde Duruyordu” öykülerinin bazılarında; yaşadığımız tarihsel süreçte savaş, terör, göç, sığınmacılar gibi meseleler gerçekçi bir yaklaşımla ele alınmış. Göründüğü gibi olmayan yaşam gerçekleri sürpriz sonlarla, kısa ama etkili, yoğun ve derinlikli cümlelerle, okurun zihninde yepyeni pencereler açıyor. Kitabı ilginç ve değerli kılan bir diğer nokta ise yazarın öykü evrenini besleyen fizyolojik, sosyolojik, tarihsel ve teknolojik unsurların bireysel ve toplumsal düzlemde öykülerde ince ince kurgulanmış olması.

Farklı üslupları bir arada kullanan yazarın, distopik unsurlar barındıran Yirmi Bir numaralı öyküsü (s.75) yeni bir koloni olarak betimlenen Kıbrıs’ta geçiyor. Kantara Kalesi, Karakter Kağıdı, Cemile gibi Kıbrıs’a özgü temalar zekayla yoğrularak; radyasyon taramaları, heyecanlı bir kaçış serüveni ve aile ilişkileri ile zenginleştirilmiş.

Birey-yaşam-toplum sarmalında herkesin kendi yolculuğunu yaptığı yaşamlara ayna tutan öykülerin yanı sıra, yazar Yirmi Yedi numaralı öyküsünde (s.107) aynayı kendine ve yazma sürecine tutmuş. Cesur bir şekilde açmış kendini okura kıyasıya bir öz eleştiriyle. “29 yıl önce karar vermiş. Edebiyat dünyasına kapağı atmaya çalışan biri belli kurallara uymalı bence. Kafama göre şu sayıda yazacağım dememeli. O zaman alır sadece kendin okursun kitabı.” Ama ben diyorum ki haksızlık etmesin sevgili Zeynep Yenen. İyi ki yazmış Vitrinin önünde Duran Adam-Kadın ve Çocuk kitaplarını, öykülerini. Ve eminim sadece kendi okumayacak…

ADAM VİTRİNİN ÖNÜNDE DURUYORDU

25.03.2016 Hürriyet Ankara. Araştırmacı Yazar, Esme Aras’ın Röportajından kısım

Ankaralı yazar Zeynep Yenen, özgün bir fikirden yola çıkarak yazdığı ilk öykü kitabı “Adam Vitrinin Önünde Duruyordu”yu ekim 2015’te okurlarıyla buluşturdu. İkinci baskısını yapan kitabında, kırmızı elbiselerin paketlenmesiyle başlayan ve farklı kimliklerin evlerine konuk olan otuz farklı öyküde, kayıplar var. Kadına-çocuğa ve hayvanlara yönelik şiddetin her türlüsü var. Cinsel kimlik sorgulamaları, aşkta ve kadın-erkek ilişkilerinde aynı dili konuşabilmek ya da konuşamamak var. Göç hikâyeleri, madenci öyküleri, toplumsal olayların yansıması var. Fanatizmin ve bilgisayar oyunlarının hayatımızı ele geçirmesi, aile ilişkilerindeki roller ve sorumluluklar var. Mizahi yönüyle bakacak olursak, bir kâğıt mendilin ucundaki mikroplar var. Reklam filmlerinde gördüğümüz yaratıklar, bir aile kurmuş Zeynep Yenen’in öyküsünde. Aslında onun sağlıkçı yönü, bir diş hekimi olduğu düşünüldüğünde bizi şaşırtmayan kurgusuna, mesleği ve öykücülüğü arasındaki incecik çizgiye dair merak edilenleri, Ankara Hürriyet okurları için konuştuk.

KADIN VİTRİNİN ÖNÜNDE DURUYORDU.

Mehmet Kadir Osmanoğulları. Girne Amerikan Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü – Uzm. Öğr. Gör. Mayıs 2019

“Kadın Vitrinin Önünde Duruyordu” okuması ve sürükleyiciliği oldukça güçlü bir yapıt. Okurken aklımdan hep şu geçti, eser ne kadar da hoş bir deneysellik barındırıyor içerisinde. Aynı başlayan metinler üzerinden türeyen bambaşka hikayeler. Bir noktada kitap üzerimde bulmaca etkisi yarattı. Her hikâyede yeni bir bulmaca çözüyormuşum gibi hissettim kendimi. Kitabı okurken şu ses vardı içimde hep, neden böyle bir temrin yapmayalım öğrencilerimize? Neden aynı cümleler üzerinden bambaşka söylemler üretebilecekleri bir alt metin, üretim çalışması olarak kullanmıyoruz bu kitabı? Bu sese kulak vermeye karar verdim. Kitabınızı bölümümüzde izninizle, deneysel profile uygun öğrencilere okutma kararı aldım. Bunun üzerinden kendileriyle lehlerinde olacağına inandığım denemeler yapmak istiyorum. Kitabı okuyacaklar. Hikayelere bakacaklar ve sadece hep tekrarlayan paragrafı söyleme hakkına sahip olacaklar. İsterlerse sessiz bir hikâye oynarlar ve bu paragrafla final yaparlar, isterlerse bu paragrafla sahnelerini başlatıp diledikleri yere hikâyeyi götürürler. Kitabınız bunun mümkün kılındığına dair somut bir kılavuz. Bu anlamda bize yol gösterici. Böylelikle yaratımları ve aynı cümleden onlarca kez farklı anlam çıkartma becerileri pekişecektir diye düşünüyorum. Sanırım benim için de süreci yürütmek keşif dolu olacaktır. 

Hikayelerin finalleriyle ilgili sürpriz, beklenmedik son konusunda dilinizi oldukça kurnaz buldum. Bu arada toplumsal cinsiyet, kadın-erkek eşitliği vb. temalar benim her zaman ilgimi çekmiştir ve üzerine söylemlerim bulunmaktadır. Bu konudaki duyarlılığınız aşikâr. Genellikle yazarlar bir taraf seçerler eserlerinde. Onaylamadıkları tarafı ise sıradan, tek tip bırakırlar. Bu konudaki yaklaşımınız “empati” bağlamında oldukça sağlıklı bir yerde. Karşı taraf da bakış açısıyla yazılıyor. Bunu çok kıymetli buluyorum, diğer türlüsü kamu spotu gibi oluyor.

Girne Amerikan Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü – Uzm. Öğr. Gör. Mehmet Kadir Osmanoğulları

ÇOCUK VİTRİNİN ÖNÜNDE DURUYORDU

Meliha Yıldırım. Edebiyathabernet. 2018 Şubat yazısından kısım

“Çocuk Vitrinin Önünde Duruyordu” Zeynep Yenen’in üçüncü öykü kitabı, Aralık 2017’de Harf Yayınlarından çıktı. Yazarın öykülerinin vazgeçilmez unsurları, “Metaforlar, fantastik unsurlar, sosyal sorunlar, mitolojik durumlar, sürpriz sonlar, masalımsı anlatım, kendiyle söyleşme” okuru edebi dünyaya savurur.

On sekizinci öyküde yazar, “Neden kırk? Neden hepsi aynı paragraf?…” gibi kitabı irdeleyen, okuyucunun merak edeceği sorular sorar. Bunu doktor hasta seansı sırasında yapar. Yazarın çocukluğuna kadar gidilir. Öykünün sonuna doğru, doktor hasta kimliği çarpıcı şekilde sorgulanır.

Yirmi yedinci öykü bir kitap eleştirmeninin gözünden anlatıyor kitabı. Bir bakıma yazar kendi kitabını eleştiriyor, sorguluyor. Okuyucunun merak ettiği tüm konuları soruyor. Sert bir üslupla yazarın çok üstüne gidiyor. Öykünün sonunda okuyucuyu güldürürken düşündüren farklı bir final bekliyor. Eleştirmenin iç sesiyle kitaba ve yazarına yüklenildiği ilginç, çarpıcı bir öykü.

Genel itibariyle yazar okuru, temalar ve kurgulama tekniğiyle merak duygusu içinde bırakır. Yüzey yapıda kurgunun bize gösterdiği olayları, derin yapıda ise birçok iç sorgulamaları yapabileceğimiz bir kitaptır, “Çocuk Vitrinin Önünde Duruyordu.”

ZEYNEP YENEN’İN UNUTTUM BEN O ŞİİRİ ADLI ŞİİR KİTABI ÜZERİNE BİR İNCELEME

Kübra Yücel, Özge Cavlak, Girne Amerikan Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü Öğrencilerinin yazısından kısım. Sayfa 368-383.

Zeynep Yenen’in kaleme aldığı “Unuttum Ben O Şiiri” isimli eseri klasik şiir olarak adlandırılabileceği gibi farklı kurgu ve temalarıyla bu üslubun dışındadır. Eserin ana motifi duygudur. İnsani duyguların yoğun işlendiği bu kitapta şair günümüz toplumsal konularına temas eder. Şairin bu tarz şiirleri toplumsal gerçekçi bağlamda da ele alınabilir. Nitekim bu gerçekliği kuvvetlendiren bir husus, şairin bazı şiirlerini, tıpkı öykü kitaplarında olduğu gibi gazete haberlerinden kurgulamasıdır. O şiirlerinde ana hatlarıyla tüm insanlığa, dil, din, ırk-mezhep , sınıf farkı gözetmeksizin seslenmektedir. Buna göre şairin hümanist ve aynı zamanda hümanist eleştirel bir düşünce yapısına sahip olduğunu söylemek mümkündür.

Zeynep Yenen’in şiirlerinin bir özelliği de postmodern edebiyatın temel özelliklerini de bünyesinde barındırmasıdır. Şairin şiirlerinde tercih ettiği gerçeküstü, mitolojik unsurlar ve metinlerarası kurduğu bağlar, sorgulama yöntemi, eleştirel tavrı bunu doğrulamaktadır. Şairin Mersault-Öteki isimli şiirinde postmodernizminmetinlerarasılık özelliğini görmekteyiz. Bu şiirinde Albert Camus’un Yabancı romanının kahramanı Mersault’u konu alır. Şiirlerinde özgürlüğü ve özgür düşünceyi işler. Camus ve Sartre’ın var olan düzene karşı çıkışlarını postmodernizm çerçevesinde incelemiştir. Sorular isimli şiiriyle de postmodernizmin sorgulama yöntemini kullanır.

UNUTTU O ŞİİR BİZİ 

Ayse Filiz Yavuz 2020 Mart, Kuşlukta Yazarlar. İnceleme yazısından kısım.

Daha önce hikayeleriyle bildiğimiz yazarın bu ikinci şiir kitabi. Öncekini de severek okumuştum. Bunu da öyle. Kısa, öz, düşündürten serbest vezinle yazılmış şiirler bunlar.

Hikayelerinde olduğu gibi hayattan çok esinlenme var. Dip not olarak bunları yazar belirtiyor. Aslında hepimizin olaylar karşısında düşündüğümüz sayısız şey var, kafamızdan geçen, yaptığımız farklı yorumlar açısından. Ancak bunları dile getirmek dışında çoğunlukla yazıya dökmüyor kimse. Samimiyetle bunları hikaye veya şiirlerine almış Zeynep Yenen.

Yazar CarpeDiem’e atıf yapmış. Olmuyor işte öyle” demiş. Esefle… Sen carpediem desen de hayat seni bırakmıyor. Kitap hüzün mü, sosyal mesajlı şiirler mi anlatıyor, hep tereddüt yaşıyorum. Beyrut’ta ben gezerken, arkadaşım geçmişi hatırlayıp ‘Beyrut güzel mi’ diye soruyor diyor. Beyrut’u terk etmek zorunda kalan biri için Beyrut demek hüzün ve özlem iken, yazarın şahsında Beyrut bir turizm merkezi demek. Yazar çelişki dolu dünyayı çok iyi vurguluyor. 

Aynı tablo karşısında duyulan farklı hislerin yansıması ile biraz toplumsal bir şiir kitabı da var karşımızda.

Şiir biter/ bitmez ders… Herkesin farklı bakış açılarını ne güzel anlatıyor.

Duygusal olmayan şair ve mısra olur mu? Hüzün, yalnızlık, gurbet yaşamamış şair olur mu hiç. Hem de gerçek gurbet olan ruhumuz içinde:

Yalnızlığımı/ yalnızlığıma ekledim/ hücremden kaçmak için.

 Kalemine sağlık yazarın.

YORGUN HİPOKRAT (Şiir)

Şair İlkiz Kucur Taşdelen’in Yorgun Hipokrat şiir kitabının arka kapağına yazdığı metinden kısım.

Adını ilk duyduğumuzda Corona virüsü bizden çok uzaktı. Çin’den buralara gelmez sandık. Oysa kısa zamanda sınırları kolayca geçip hayatımızın tam ortasına yerleşti. Biz neler olduğunu anlamaya çalışırken tüm sağlık çalışanları onunla savaşmaya başlamıştı. Üstelik başlangıçta savaştıkları düşmanı yok edecek silahların neler olduğunu bile tam bilemeden.

Bugün hayatını kaybeden sağlık çalışanı diye başlayan cümlelerin sonundaki toplam rakam giderek büyüdü.

Yıllarca uykusuz geçen geceler, girilen sınavlar, yaşanılmamış gençlik hep o yemin için değil miydi?

İşte bu yüzden yorgunluktan sırtını duvara dayayan sağlık emekçisinin yanı başında Hipokrat’ı görür gibi olurum.

Kitaptaki tüm dizeler sağlık emekçisi arkadaşlarının, tanıdıklarının hastalık ve ölüm haberini her duyduğunda yüreği kanayan bir sağlık çalışanının kaleminden döküldü.

Yazdıklarıyla pandemi sürecinde emek veren, bugün aramızda olan veya olmayan tüm sağlık çalışanlarının önünde saygıyla eğilen Zeynep Yenen şiirlerin ışığında onların anıları ile sonsuza kalmasını diliyor.

ÖZGEÇMİŞ

Ankara’da (1964)doğdu. Hacettepe ÜniversitesiDiş HekimliğiFakültesi’nden mezun olduğu 1987 yılında vitrin önü üçlemesini yazmaya başladı. Bu öykülerden ikisi Diş Hekimleri Odası tarafından 2014 yılında düzenlenenyarışmada ikincilik ödülü kazandı ve “Kil Tablet” isimli öyküsü ile 2016 da ikinci oldu.

TürkŞeirindeEşq- Almanax’da (TürkŞiirindeAşk – Azerbaycanlı Yazarlar BirliğiAlmanağı) “Qocaman” isimli şiiri ile yer aldı. Kaşgarlı Mahmut Öykü Yarışması Kıbrıs ayağınınJüriÜyesi oldu (2018). Halen Star Kıbrıs Gazetesi’nin köşe yazarıdır.

Adam Vitrinin Önünde Duruyordu (2015), Kadın Vitrinin Önünde Duruyordu (2016), Çocuk Vitrinin Önünde Duruyordu (2017) isimli öykü kitapları, Unuttum Ben O Şiiri (2018), Unuttu Bizi O Şiir (2019), Yorgun Hipokrat (2020) isimli şiir kitapları ve Kitap Odası I (2020) isimli inceleme kitabı bulunmaktadır.

Kıbrıs kökenli yazar Girne Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde öğretimüyesi olarak çalışmaktadır. Evli ve iki çocuk annesidir.

ETİKETLER:

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.